Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
2025’te Kanada, Almanya, belki Fransa’da seçim göreceğiz. Geçmiş pratikleri ve dünyadaki popülist-yükselen sağ hareketleri dikkate aldığımızda 2025 yılı demokrasinin geleceği açısından bize ne söyleyecek?
2025’te en yakından takip edilecek ülkelerden biri ABD olacak. Trump’ın dört yıllık aradan sonra 20 Ocak’ta ikinci kez üstleneceği başkanlık görevi öncesi kasım ayında seçildikten hemen sonra vermeye başladığı mesajlar nasıl karışık bir döneme girileceğinin göstergesi. Bir önceki ABD Başkanı Biden’ın seçildikten sonra ana eksene koyduğu, öne çıkardığı konulardan biri ‘demokrasi’ olmuştu.
Birincisi göreve başladığı ilk yıl ikincisi 2023’te pek çok ülkenin katılımıyla ‘demokrasi zirvesi’ düzenleyerek ‘dünya genelinde otokratik yönetimlerin küresel özgürlükleri tehdit ettiğini’ söylemiş ‘mücadele çağrısı’ yapmıştı.
Yeni dönemde ABD’de de sağ popülistlerin etkili olduğu ülkelerde de ‘demokrasi’ konusunun öne çıkmaktan çok biraz evvel ifade ettiğim gibi kavramsal olarak içinin daha da boşaldığı bir yıl olabileceğini düşünüyorum.