Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Faiz de enflasyon da yüzde 19’du. Sonra iktidar, güya enflasyonu düşürmek için faiz indirmeye başladı. Uyaranlara da demediğini bırakmadı. Dış güçlere çalışan mandacılıklarından girdi, emperyalist düşmana uşaklıklarından, hainliklerinden çıktı.
Bu gayretlerle nihayet bazılarımızın Türkiye Yüzyılı başladı, Emekliler Yılı’nı bile geride bırakıyoruz. Yalnız, halk için hâlâ milatlar milatları kovalıyor, beklenen gün gelmedi.
Ufukta görünüyor muydu peki?
Belki ben yanlış günde baktım, bulutlar kaplamıştı her yeri.
Bir de o uğursuz şarkı gelip dolanmıştı dilime, nereden icap ettiyse…
“Sayamadım kaç yıl oldu, sen ellerin olalı”, bir Yusuf Nalkesen şarkısı. Emel Sayın da Gaye Su Akyol da söyledi ama hiçbiri günleri, ayları, yılları bizim iktidar kadar güzel sayamadı.
Edebiyatında üstlerine yok. Şaşırmadan, sektirmeden hani nasıl sıralıyorlardı; kötü günler geride kaldı, bu ay geçenden, gelecek yıl bundan…
Siz de sayıp ipe dizebiliyor musunuz böyle güzel.
Ben sayamadım kaç yıl oldu, şahlanacaktık…
Bir yılı daha deviriyoruz.
Önceki akşam üstü, köprü trafiğinden kaçmak için İstinye-Çubuklu feribotuna biniyorum. Seferler aksıyor, hava puslu. Rüzgâr ve yağmur var.
Kasvet çökmüş İstanbul’a bakıyorum karşıya geçerken. Kara bulutlar dolaşıyor üstünde.
Bir yıl daha eksiliyor ömürden. Muhasebesini yapıyorum. Geçen yıl için, Allah aratmasın, demiştim. Ondan önceki için de. Yıl sonu dileklerim tuttu mu? Gelenler, giden yılları aratmadı mı?
Merkez Bankası, bir yıl üstüne faizlerde ilk indirime gitti. İnmiş hâli, yüzde 47,5. İktidarı sevindiriyor. Oradan biçin.
Faiz-enflasyon çilemiz nasıl başladı, hatırlayınca kasvetli havaya daha çok karamsarlık çöküyor.
Asgari ücretlinin nasıl geçiyordur kim bilir yılları, bu kaçıncı oldu yan yattı yatalı.