Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Ünlü Rus Yazar Tolstoy’un “İnsan ne ile yaşar” isimli bir öyküsü var.
Bir Türkçe çevirisinde öykü şöyle başlar:
“Kendine ait ne bir evi ne de bir karış toprağı olan Simon isimli ayakkabıcı, karısı ve çocuklarıyla küçük bir kulübede yaşıyordu ve sadece ayakkabıcılıkla geçiniyordu. Kazancı azdı ve ekmek de pahalıydı. Kazancının tümü ancak boğazına yetiyordu.”
Benim okuduğum İngilizce çevirisinde “kazancı azdı ve ekmek de pahalıydı” ifadesinin yerine “emek ucuzdu, ekmek ise pahalı”
diye çevirebileceğim bir ifade vardı.
Rusça bilmediğim için orijinal cümlenin nasıl olduğunu bilmiyorum.
Ancak “Emek ucuzdu, ekmek ise pahalı” çevirisini çok beğendim.
***
Tolstoy o öyküyü neredeyse 140 yıl önce yazmış ama kurduğu bu
basit cümle, yaptığı basit tespit, bugün Türkiye’de geçerliliğini koruyor.
***
Aya sert iniş yapar mıyız bilmiyorum ama bundan sonra da emek daha ucuzlar, ekmek daha da pahalı hale gelir.
Anlayacağınız, 2025’in gelişi 2024’ün gidişinden belli.
Bu iktidarın emekli, emekçi düşmanı ekonomi politikaları hayatımızı biraz daha zorlaştıracak. Kazançlar belki de boğaz doyurmaya dahi yetmeyecek.
Keşke Tolstoy gibi iyimser olabilsem, “ekmek olmasa da olur İnsan sevgiyle de yaşar” diyebilsem ama maalesef yapamıyorum.
Zaten siyasi kutuplaşma ve siyasilerin bizzat ektiği kin ve nefret tohumları buğday tohumlarından daha verimli olduğundan paylaşacak sevgi de kalmadı.
2025 de 1885 gibi zor geçecek.
En iyisi hazırlıklı olmak!