Eren Keskin: Bir İnsan Hakları Haftası daha, giderek artan insan hakları ihlalleriyle başlıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir İnsan Hakları Haftası daha, giderek artan insan hakları ihlalleri ile başlıyor. Coğrafyamızın her tarafında ifade ve örgütlenme özgürlüğü, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı, emekçilere yönelik hak gaspları, cezaevlerinde yaşanan ihlaller… O kadar yoğun ihlallerle birlikte giriyoruz ki geçtiğimiz yıllardan farkı yok. Azı yok fazlası var diyebiliriz.

İnsan hakları savunucuları olarak geçtiğimiz hafta bizler için son derece üzücü bir hafta oldu. Çünkü derneğimizin kuruluşundan bu yana içinde var olan Nimet Tanrıkulu arkadaşımız akıl almaz bir gerekçeyle tutuklandı. İnsan Hakları Derneği herkesin bildiği gibi askeri darbe sonrasında kurulan ilk sivil toplum örgütü. Derneğimizin ilk kurucuları çocukları cezaevinde olan anneler ve babalar ile Kürt, Türk, Ermeni aydınlar oldu ve İnsan Hakları Derneği kuruluşundan bu yana yaşamın tüm alanlarına yayılan halk ihlallerini kendi gündemine aldı. Bu alanda çalışırken birçok ihlale maruz kaldı, birçok üye ve yöneticisi katledildi, birçoğumuz cezaevlerine girdik. Bütün bu hak ihlallerine karşı insan hakları savunucuları direnişinden vazgeçmediler.

Özellikle 90’lı yıllarda Kürdistan’da yaşanan kirli savaş yıllarında İnsan Hakları Derneği ihlal oluşturan tüm alanlara ilk koşan yapı oldu. Bugün eğer 90’ları çalışabiliyorsa bazı akademisyenler İnsan Hakları Derneği’nin hazırladığı raporların bunda çok büyük bir etkisi vardır. Ölümü göze alarak insan hakları savunucuları Kürdistan’da meydana gelen hak ihlallerini, köy yakmaları, gözaltında kaybetmeleri, kontrgerilla cinayetlerini tek tek izlediler ve raporladılar.

Eren Keskin’in yazısı