Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Sanayicinin klasik bir takım istekleri vardır. Hele hele ihracat yapan sanayicinin ne isteyeceğini kestirmek hiç zor değildir.
Döviz kurundaki artışın enflasyonun çok altında seyretmesinden kaynaklanan kurda bir düzeltme isteği başta geliyor. Gerçi bu istek kimde yok ki!
Seminerde bir sanayicinin bu konuda verdiği bir örnek de çok yalın ve çarpıcı zaten. Bu sanayici Batı Avrupa ülkelerine ve Kanada’ya oradaki bayileri aracılığıyla ihracat yaptıklarını ve 10 bin euroya sattıkları bir makine karşılığında aylardır neredeyse aynı Türk parasını kasalarına koyduklarını; ancak o makineyi üretme maliyetinin giderek arttığını dile getiriyordu. Sonuçta 10 bin euroluk makinenin fiyatı yurt dışında değişmiyordu ama o makinenin maliyeti giderek 10 bin euroya yaklaşıyordu. Çünkü yurt içinde fiyat artış hızı, yavaşlamakla birlikte sürüyordu.
Yani sorun temelde buydu; yurt içindeki fiyat artış hızını kayda değer ölçüde aşağı çekememek.
Yalnızca Eskişehir’e özgü bir durum değil, tüm sanayici neredeyse aynı yaklaşımı sergiliyor ve denize düşenin yılana sarılması misali hemen herkes kur artışı istiyor.
Sonra? Sonra ne olacak? Bu kur artışı yeni bir fiyat artışı dalgası yaratmayacak mı?
Başa dönülmüş olacak… Kur artışı, devamında enflasyon, enflasyonla mücadele edilecek diye faizi çok artırma ve kur artışını bu şekilde düşük tutma; sonra yine “Kur enflasyondan az artıyor, kur artırılsın” istekleri…