MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Aile hekimleri 2-6 Aralık arasında beş gün iş bırakma eylemi yapacak. Aile hekimleri Sağlık Bakanlığı’nın hazırlayıp yürürlüğe soktuğu Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği’ne itiraz ediyor.

İl ve ilçe sağlık müdürlükleri personeli aile sağlığı merkezlerini gezerek, ‘iş bırakmayın, en azından kapınızı kapamayın’ telkinleri de eylemlerin önünü alamadı.
İlçe sağlık müdürlüklerinde çalışan hekimlerden önümüzdeki hafta bilgisayarlarını hazır etmeleri istendi. İş bırakanların yerine çalışabilecekleri söylendi.
‘Parayla terbiye edilmek istemiyoruz‘
Aile hekimleri, hemşireler, ebeler bakanlığın her konuyu ücretlere bağlamasına, hekimlik değerleri ve mesleki bağımsızlıklarını yok edici mevzuatlar getirmesine karşı olduklarını söylüyor. “Para ile terbiye edilmek istemiyoruz” diyorlar.
‘Eziyet yönetmeliği’ adını verdikleri düzenleme geri çekilene kadar eylemlerini giderek güçlendiren aile hekimleri ve aile sağlığı merkezleri çalışanları, yönetmeliğin hem aile hekimliğinin ruhuna aykırı olduğunu hem de sağlık sisteminde krizi derinleştireceğini söylüyor.
Aile hekimleri en fazla 3 bin 500 nüfusa bakabilecek
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Emrah Kırımlı, söz konusu yönetmeliğe itirazları madde madde şöyle aktardı:
* Sözleşmenin feshi performans puanına göre belirlenecek. Daha önce alınan Anayasa Mahkemesi kararına göre sözleşme feshi yönetmelikle ve belirsiz şartlarla düzenlenemez.
* Kayıtlı kişi üst sınırı 3 bin 500 olarak belirlendi. Türkiye’de aile hekimliği ortalama nüfusu 3 bin 500 altında olsa da bu ortalamada zorunlu düşük birimler ve yeni açılan sıfır nüfuslu ve düşük nüfuslu birimler de mevcut. Ayrıca özellikle büyükşehirlerde ortalama nüfus 3 bin 500’ün üzerinde. Dahası bu nüfus yoğunluğu belirli ilçeler ve mahallelerde yoğunlaşmış. Aile hekimliği ödeme sınırı 3 bin 500 olduğu için bu mahallelerde oturanlar ya da yeni taşınanlar için aile hekimliği yapılamayacak.
* Yine ülkemizde yoğun bir dönemsel iç göç mevcut. Çok sayıda kişi yaz ve kış aylarını farklı şehirlerde geçiriyor. Bu süreler zarfında aile hekimlerini bulundukları şehre almak zorunda kalırlar. Benzer şekilde seyahat amacı dışında yurt dışına çıkanların aile hekimliği kaydı silinir. Ayrıca cezaevi ve çocuk ıslahevlerinde kalanların da aile hekimliği kaydı bulundukları kurumlarda yerinde hizmet birimlerine alınır. Bu kişiler yeniden kendi yaşadıkları şehir ya da mahallelere döndüklerinde 3 bin 500 sınırı nedeniyle eski aile hekimlerine kayıt olamayacaklar.
Sadece İstanbul’da nüfusu fazla 2 bin 703 aile hekimi var
* İstanbul Kadıköy ilçesinde Acıbadem, Bostancı, Erenköy, Fenerbahçe, Koşuyolu, Kozyatağı, Sahrayıcedit mahallelerinde yeni kayıt olunabilecek 3 bin 500 nüfus altı aile hekimi yok. Bu bölgelerde yaşayanlar birinci basamak sağlık hizmetlerine erişim sorunu yaşayacaklar. Sadece İstanbul’da 3 bin 500 nüfus üzerinde kayıtlı nüfusu olan 2 bin 703 aile hekimliği var, hepsi benzer sorunu yaşar. Kalabalık nüfuslu aile hekimliği birimleri kümeler halinde ve yüzbinlerce kişi bu sorundan etkilenecek, yani aile hekimliği hizmetine ulaşımda sorun yaşanacak.
* Aile hekimine kayıtlı kişilerin toplam muayene sayısının yedinin altında olması durumunda ek ödeme yapılacak. Aile hekiminin kayıtlı nüfusundaki kişilerin hastane başvurularını azaltmalarına yönelik sevk zinciri ve benzeri bir düzenleme olmadığı için bu ek ödeme aile hekiminin kontrolünde olmayacak. Bu durumda aile hekimleri bu ek ödeme hakkını kullanabilmek için hastane başvurusu çok olan kişilerin kayıtlarını almaktan ya da ihtiyacı halinde hastaneye gitmesini önermekten geri durabilecek.
Bazı hastaların hizmete ulaşması zorlaşacak
* Hastane başvurusu çok olan yani sağlık ihtiyaçları da karmaşık ve fazla hastaların aile hekimliği hizmeti almaları zorlaşacak. Benzer durum hastanelerde komplike ameliyatların ya da komplike hastaların bakımındaki zorluklarda görülebilir.
* Akılcı ilaç kullanımı il oranını üstünde olması durumunda ek ödeme yapılacak. Burada akılcı ilaç uygulamasında sadece sayıya bakılıyor. Oysa akılcı ilaç uygulaması doğru tanıda, doğru sürede, doğru seçenekte ilaç kullanımı. Uygulamaya göre yanlış tanıda, yanlış sürede, yanlış seçenekte ilaç kullanımı olsa da, sayısı az olursa ek ödeme yapılacaktır. Bu durum hekimin ilaç kullanımında doğru ve yerinde ilaç kullanımını değil, ilaç sayısını dikkate almasına ve tedavi ihtiyacı olan hastaların gerekli tedaviye erişimine engel olacak. Pıhtılaşma önleyici tedavi kullanan kalp damar hastalığı olanlar, uzun dönem antibiyotik tedavisi alması gereken enfeksiyon hastaları ya da bağışıklık sorunu olanlar, uzun dönem ağrı kesici kullanması gereken romatizmal hastalığı olanlar tedaviye erişimde zorluk yaşayacak.
Hasta memnuniyeti kriteri, düşük sosyoekonomik durumdakileri uzak tutacak
* Ödeme kriterlerinden hasta memnuniyeti, hastalık yönetim platformu ve hedef nüfus sayıları ile birlikte belirlenen tüm ödemeler bütün halinde değerlendirildiğinde ihtimam, daha fazla ilgi gerektiren sağlık sorunları olanlar yerine daha az sağlık sorunu olan, sağlık kurumuna başvuru ihtiyacı daha az olan kişiler için ek ödeme yapılıyor. Bu durum sağlık hizmetlerine daha çok ihtiyacı olan, aile sağlığı merkezlerinden daha fazla hizmet alan sosyoekonomik durumu düşük kişilerin toplam sağlık sorunlarının artması ve kötüleşmesine neden olacak.