TÜMAY TUĞYAN*
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) dün yapılan yedinci cumhurbaşkanlığı seçiminde seçmenler ‘ikinci tur’ dedi. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile iki sol partinin desteğiyle seçime bağımsız olarak katılan Mustafa Akıncı ikinci tur vizesini aldı.
Hükümetin büyük ortağı Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler’in (CTP-BG) adayı Meclis Başkanı Sibel Siber ise ilk turu üçüncü sırada tamamlayarak elendi.
Sandıktan çıkan bu sonuç hem sürpriz hem de değil aslında. Çünkü bu seçimde, iddiası bulunan adayların birbirine yakın oranlarda oy alacağı, zaten öngörülebiliyordu. Ve öngörülen de oldu.
Öngörülemeyense bu adayların hangilerinin ilk iki sıraya yerleşeceğiydi. Eroğlu yüzde 28.18, Akıncı yüzde 26.92, Siber ise yüzde 22.54’lük oy oranıyla ilk üç sırayı paylaştı.
En büyük sürpriz ise hiçbir siyasi partinin desteğini almaksızın seçime giren Doç. Dr. Kudret Özersay’ın, ilk kez katıldığı bir siyasi yarışta, seçmenin yüzde 21.23’ünün hüsn-ü kabulünü görmesiydi.
Akademiden gelen, son olarak Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun Rum muhatabıyla yürüttüğü Kıbrıs müzakere sürecinde, müzakereci olarak da görev yapan Özersay’ın gönlünü kazandığı seçmen, ikinci turda seçimin kaderini belirleyecek.
Aynı zamanda ‘Toparlanıyoruz’ isimli sivil toplum hareketinin kurucusu Özersay’ın seçmen kitlesini, büyük oranda ‘Eroğlu küskünleri’ oluşturuyor.
Eroğlu için hem başarı hem de başarısızlık öyküsü
1976’dan cumhurbaşkanı seçildiği 2010’a kadar kesintisiz milletvekilliği yapan, Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) başında, yaklaşık 20 yıl başbakanlık yapan Eroğlu, kariyeri boyunca ihtilafa düştüğü ve etkisizleştirdiği figürlerin önemli bölümünü bu seçimde Özersay’a kaptırdı.
Eroğlu, cumhurbaşkanı seçildikten sonra da elini partisi UBP’den çekmemiş, bu tavrı nedeniyle UBP içerisinde kendine muhalif bir kitle yaratmıştı. Cumhurbaşkanı, özellikle önceki genel başkan, dönemin başbakanı İrsen Küçük’le düştüğü görüş ayrılığı sonucunda Küçük ve ekibinin milletvekilliğini kaybetmesine varan ‘parti içi operasyonlara’ imza atmıştı.
Eroğlu, bunun bedelini dün yapılan seçimde ödedi; 2010 cumhurbaşkanlığı seçiminde 61 bin olan oy sayısını, bu seçimde 30 bine düşürdü.
Evet, Eroğlu belki ilk turu birinci sırada tamamlayarak ikinci tura adını ilk yazdıran aday oldu, ancak bunu hem bir başarı ama hem de bir başarısızlık öyküsü olarak okumak mümkün.
İşte bu noktada, büyük oranda Eroğlu’na muhalif kesimlerin oyuyla dün önemli bir başarıya imza atan Özersay’ın seçmen kitlesinin ikinci turda ne yapacağı son derece önemli.
CTP adına büyük bir hayal kırıklığı
CTP adayı Siber’in seçimi yüzde 22.54 gibi düşük bir oy oranıyla tamamlaması ise iktidarın büyük ortağı adına hayal kırıklığı oldu.
2013 yılında yüzde 38 oranında bir oyla işbaşına gelen CTP, cumhurbaşkanlığı seçiminde oylarının neredeyse yüzde 40’ını kaybetti. Bu sonucu iki ana başlıkta değerlendirmek mümkün.
Bunlardan ilki, CTP’nin hükümet yıpranmışlığı ve gerek iç meselelerde, gerekse Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde son iki yıllık iktidarı döneminde ‘sinik’ bir tavır sergilemesi. Özellikle müzakere süreci kapsamında, geçen ekim ayından bu yana, Rum tarafıyla yaşanan hidrokarbon krizinde kendinden beklenen iradeyi ortaya koyamaması, parti adına önemli bir zafiyetti.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’de yürüttüğü hidrokarbon arama faaliyetlerine misilleme olarak Türkiye de Eroğlu ile işbirliği içinde bölgeyi kapsayan bir Navtex ilan etmiş ve sismik araştırma gemisi Barbaros Hayrettin Paşa’yı bölgeye göndermişti. Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis de müzakereleri askıya almıştı.
Kıbrıslı Türk çözüm yanlıları, gerek görüşmeleri askıya aldığı için Anastasiadis’i, gerekse Navtex ısrarı nedeniyle Eroğlu’nu ve Türkiye’yi yoğun biçimde eleştirmişti. Bu ortamda, CTP’nin etkisiz kalması, sol seçmen açısından kabul edilebilir bir tavır olarak okunmadı.
CTP iç meselelerde de vadettiği politikaları uygulamakta yetersiz kaldı.
Partinin cumhurbaşkanlığı seçiminde Kıbrıslı Türklerden ikinci tur vizesi alamamasının bir nedeni de bu görev için seçtiği adayın hem parti dışında hem de daha önemlisi parti içerisinde yeterli kabulü görememiş olması.
Çözüm güçlerinin beklentisi sol seçmenin Akıncı etrafında kenetlenmesi
İlk tur artık geride kalmış durumda, gözler ikinci turda.
26 Nisan’daki ikinci tur çözüm yanlısı bir aday ile siyasi hayatı boyunca ‘Çözümsüzlük çözümdür’ politikasına inanmış bir adayın yarışına sahne olacak.
Akıncı’yı seçimde sol partilerden Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) ve Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP) destekledi. Ancak bağımsız aday, bu iki partinin 2013 genel seçiminde aldığı yaklaşık yüzde 10’luk oydan çok daha fazlasını kazandı. Bu oylar, önceki seçimlerde ‘başkalarına’ oy veren kesimlerden geldi.
CTP’den beklenen, Eroğlu’na karşı ikinci turda Akıncı’ya destek vermesi. Parti yetkili organları bu akşam toplanıp seçim sonucunu değerlendirerek tavır belirleyecek.
Çözüm güçlerinin şu anda en büyük beklentisi, federal çözüme inanmadığını düşündükleri Eroğlu’nun bir dönem daha cumhurbaşkanlığı makamında kalmaması; bunun için de sol partilerin ve sol seçmenin, ikinci turda Akıncı etrafında kenetlenmesi.
Özersay’ın yüzde 21’lik oy oranının hangi adaya yönleneceğiyse herkes için merak konusu.
* Gazeteci, Yeni Düzen gazetesi köşe yazarı