Taha Akyol: Ahmet Özer'i suçlu göstermek için sızdırılan haberlere göre en önemli delil telefonla 'taziye'de bulunması

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’i suçlu göstermek için basına sızdırılan haberlere bakılırsa, en önemli delil, bir vefat üzerine telefonla “taziye”de bulunmasıymış…

Ailenin iki oğlu PKK’ya katılmış, dağda… Üçüncü oğul hakkında bir iddia bile yok. Ailenin annesi ölüyor, Ahmet Özer de, üçüncü oğula telefon açıp annesinin ölümü için taziyede bulunuyor.

Böyle ilişkilere “iltisak” diyorlar!

Ceza hukukumuzun en itibarlı isimlerinden Prof. İzzet Özgenç açıkladı:

“Esenyurt Belediye Başkanı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30.10.2024 tarihli tutuklama talep yazısında gündeme getirilen hususlar (Soruşturma No: 2024/162302), kişinin terör örgütü üyeliğinden dolayı sorumluluğunu gerektirecek mahiyet taşımamaktadır.

Bu açıklamalar, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sonrası çıkarılan KHK’ler ile mevzuatımıza ithal edilen ‘iltisak’ ibaresinin nasıl kötüye kullanıldığının bir göstergesidir.” (31 Ekim)

Bütün mesele, Osman Kavala arkadaşlarının delilsiz mahkum edilmesi, Özer’in tutuklanması gibi somut vakaların ötesinde, “iltisak” diyerek siyasi kararla yüzbinlerce vatandaşın KHK ile işten atılıp ekmeğiyle oynanması, yüzbinlerce vatandaşın soruşturmaya maruz kalması, tutuklanmasıdır…

Haksız mahkumiyetler bu bütünün bir en vahim parçası.

İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, rakam vererek Meclis’e ifade etmişti: “6 Yılda silahlı terör örgütü suçundan 1 Milyon 768 bin 530 adet soruşturma başlatılması Akıl tutulmasıdır!” (15 Eylül 2022)

İktidarın dahiliye kolu olan İçişleri memurları, bir kimseye “iltisak” dedi mi, damgayı yemiştir.

Ceza hukukunda “iltisak” kavramı yoktur. Hatta bu iktidarın AB standartlarına uygun hazırladığı Türk Ceza Kanunu’na göre, “terör örgütüne sadece sempati duymak, amaçlarını benimsemek” bile örgüt üyeliği suçu sayılmaz. “Örgüt üyesi”, Yargıtay tanımıyla, “örgütün amacını benimseyen, hiyerarşik yapısına dahil olan, verilecek görevleri yerine getirmek üzere kendi iradesini örgüt iradesini terk eden kişidir.”

Bu konuda istikrarlı Yargıtay kararları vardır. (16. CD, Karar No: 2017/5155)

Taziye ve olağan sosyal ilişkiler örgüt üyeliği sayılamaz. FETÖ okulundaki bir öğretmen, yardım eden iyi niyetli bir hayırsever, örgütün “mahrem” yönünü, yasa dışı faaliyetlerini bilmeden “iltisak”ı olanlar terör örgütü üyesi sayılamaz…

Taha Akyol’un yazısı