Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Hatırlarsanız geçen yıl aralık ayının sonuna doğru ise tutuklu Selahattin Demirtaş, yerel seçim sonrasında Şeyh Sait tartışmaları alevlenince sosyal medyadan duyuru yapmış, “Beni sevenler bilsin ki ben Şeyh Sait torunlarındanım” demişti. Demirtaş’ın basına yansıyan savunmasında da, Kürt toplumunun çimentosunun İslam dini olduğunu belirttiğini ve laikliği tarihi bir hata olarak yorumladığını düşünürsek, Öcalan ile aynı çizgide durduğu belli. Gökdemir, bunu “yeni bir Kürt-İslam sentezi çağrısı” olarak yorumluyor.
Durum böyle olunca en başta yazdığım tespitimin dayanaklarından biri netleşiyor. Geleceği dine dayalı bir yapıda yani ümmette görenlerin birlikteliği söz konusudur. Oysa bağımsız ve demokratik bir hukuk devletinin harcı laiklik olmadan tutmaz. Tarih ve siyaset bilimi bunun örnekleriyle doludur.
Gökdemir’in özenli bir çalışmayla kaleme aldığı önemli kitabının verdiği mesaj da aynı doğrultudadır: “Halk ve dolayısıyla sınıf, laikliğin getirisidir. Laiklik olmadan medeniyet de sol da olmaz.”