Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Türkiye’nin yeni bir sürecin kapısını araladığı bir dönemde DEM Parti’ye düşen görev PKK’nın taleplerini gündeme getirmek değil, tam aksine yeni sürece ilişkin bir perspektif sunmak olmalıydı. Ama DEM, üstenci bir dille hırçın, şımarık bir uslupla yaptığı açıklama ile siyaseten güçleneceğini sanıyor. Ama yanılıyor. İradesini Kandil’e teslim ederek yeni sürecin önemli bir aktörü olma fırsatını elinin tersiyle itiyorlar. Hani Öcalan’ın iradesi iradenizdi?
Oysa IRA sorununun çözümünde Sinn Fein ve onun lideri Gerry Adams tarihi bir rol oynamıştı. Yine ETA sorununun çözümünde müzakereleri siyasetçiler yönetmişti. Ama DEM Parti bu süreçte tarihi bir rol üstlenmek yerine Kandil’in sözcülüğünü yapmayı tercih ediyor. Oysa barış sürecinde tarihi rol oynamak DEM Parti’nin siyaseten güçlenmesinin yolunu açar. Çözüm sürecinde oynadığı rol HDP’nin 7 Haziran 2015 seçimlerinde yüzde 12.5 oy oranı ve 80 milletvekili ile Meclis’e girmesini sağladı. Ama teröre destek verdikleri zaman yüzde 8’e kadar gerilediler.
DEM Parti’nin açıklamasını görünce ‘biz yanlış yapmışız, meğer PKK değil DEM Parti silah bırakmak istemiyormuş’ diye düşünmeden edemedim.