Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Cumhur İttifakı kestaneden bir ortaklık.
“Küçük ortaklar” takılmış “dünya lideri”nin peşine iktidar olmanın keyfini sürüyorlar.
Ülkede hiçbir şey yolunda gitmediği için, ters giden hiçbir şeyi kafaya takmıyorlar.
Ülkemizin başında iki kanlı bela var.
PKK’nin Öcalan’ı ile FETÖ’nün Fethullah’ı.
Dünyaca malum bir gerçek, ikisinin de arkasında da stratejik ortağımız ABD var.
Üç kıtada, altı asır boyunca, at oynatan atalarımız için, stratejik ortak demek, “al gülüm ver gülüm” ortaklığı demek.
Türkiye de tam da öyle yapıyor zaten.
Kenya’da paketlenen Apo’yu, 16 Şubat 1999 günü adrese teslim kargo gibi teslim alıyoruz.
6 hafta sonra da FETÖ’yü tam da bir Nevruz günü, 21 Mart 1999’da da Amerika’ya postalıyoruz.
Bir de yazı yazmışız, “Hayatta rastlantı diye bir şey yoktur!” diye.
Sözlükler rastlantı-tesadüf için, olasılıklara bağlı olayların kesin olmayan sonucu diye tanımlar yapıyor.
Tesadüf benzeri, eskilerin “tevafuk” dediği bir sözcük daha var.
Tesadüf kendiliğinden gerçekleşiyor, dış güç, üst güç vs. etkisi yok.
Tevafuk ise birbirine denk gelme birbirine uyma-uygun düşme sonucu gerçekleşiyor.
Dış güç değilse bile, tevafukta öteden beri bir “üst güç”ün etkisi olduğuna inanılıyor.