Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ‘yeni çözüm süreci’ iddiaları gündemdeyken ‘milyonlarca vatandaşın sırf ana dilini konuştuğu için ötelendiğini’ söyledi.

109’uncu Dönem Kaymakamlık Kursu Kura Töreni’nde konuşan Erdoğan, özetle şunları dedi:
* Türkiye bir hukuk devletidir, medeniyetimiz de bir merhamet medeniyetidir. Adaleti yücelttiğimiz ölçüde devleti yüceltir; merhametle muamele ettiğimiz ölçüde insanımızla devletimiz arasındaki bağı sağlamlaştırırız. Devlet ile millet arasındaki mesafe açılırsa, o zaman da kamu olarak yaptığımız hizmetlerin hiçbir anlamı olmaz.
* Biz her iki tecrübeyi de yakın tarihinde yaşamış bir ülkeyiz. Bakınız devlet ile millet arasında duvarlar ören, devlet ile milleti farklı konumlara yerleştiren elitist zihniyetin, ülkemize çok büyük zararları oldu. Milli iradenin askıya alındığı dönemlerde devlet vatandaşlarının bir kısmını tehdit kaynağı olarak gördü; dış görünüşüyle, kılık kıyafetiyle, kadınların başörtüsü, erkeklerin saçı ve sakalıyla uğraştı.
* İrticacı, takunyalı, tarikatçı, cemaatçi, laik-antilaik, ilerici-gerici diyerek insanımızı birbirine düşürülmeye çalışıldı. Sırf inancını özgürce yaşamak istediği için, sırf anasının dilini konuştuğu için milyonlarca vatandaşımız ötekileştirildi, ötelendi, maalesef, haksızlığa ve hukuksuzluğa maruz bırakıldı. Bunun bedelini ise demokrasimiz ödedi, devletimiz ve milletimiz ödedi.
Yeni çözüm süreci iddiaları
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 1 Ekim’deki Meclis açılışında DEM Partili vekillerle tokalaşmış, sonrasında bunu “Yeni bir döneme giriyoruz. Dünyada barış isterken kendi ülkemizde barışı sağlamak lazım” diye açıklamıştı.
Bahçeli daha sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘dayanışma’ çağrısı nedeniyle DEM Partililerin elini sıktığını söylemişti.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’ysa Bahçeli’ye “Onurlu barışın tesis edilmesi için ödenecek her türlü bedeli ödemeye, müzakereye ve diyaloğa hazırız” diye yanıt vermişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da Bahçeli’nin DEM Parti’ye yönelik açıklamasını ‘çok anlamlı’ bulmuş ve şöyle konuşmuştu:
“Kobani olaylarına dair samimi bir muhasebe yapılmasını önemsiyoruz. Böyle bir tavrın yumuşama iklimine katkı sunacağı açıktır.”