Zekeriya Say: 'İlle de domuz isterük' diyen güruh, 'domuz eti'ne savaş açtı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Laiklik” diyerek Müslümanları “mürteci” ilan eden… Okullardan din derslerini kaldıran… Ezanın Arapça okunmasını yasaklayarak, “Allahu Ekber” diyenleri kodese tıkayan… Kur’an-ı Kerim’leri ve din kitaplarını toplayarak geri dönüşüme gönderen… Ayasofya’yı müzeye çeviren, halifelerin isimlerinin yazılı olduğu devasa levhaları indirip, parçalamaya tevessül eden… Müslümanlara haccı yasaklayan ya da gitmeleri önünde binbir türlü engeller çıkaran… Kâbe resimlerini camilerden toplatan… Camileri ahır ve deri depolarına çeviren CHP’liler, bir yandan kurdukları “eroin” ve “bira” fabrikaları ile nesli zehirlerken… Diğer yandan, sırf Anadolu insanının inancını yıkmak için, “domuz eti” propagandası yapıyorlardı.

Çok değil… Daha birkaç yıl önce CHP’nin ileri gidenleri de “1/4”ünü yedikleri “domuz”dan arta kalan kemikleri sosyal medya hesabından paylaşarak, atalarından devraldıkları bu “devrimci geleneği” adeta Müslümanların gözüne sokmakta sakınca görmüyorlardı. Evet!.. Cumhuriyet kurulduğundan beri “ille de domuz isterük” diyen ve milletin mukaddes değerleriyle kavga eden bu güruh, şu sıralar “domuz eti”ne savaş açmış durumda…

Dana eti yerine tek tırnaklı at, eşek gibi hayvanlar ile İslam’ın yasakladığı domuz etlerini kullanan firmaların isimlerinin düzenli olarak yayımlanması üzerine… “Müslüman Türk milletine nasıl domuz eti yedirilebiliyor?” tepkisiyle, ortalığı ayağa kaldırıyorlar… Yahu, “CHP tek parti” diktasında, devlete ait haralarda, kendilerince “yerli ve milli domuz” üreterek bunu vatandaşa yediren kendileri değilmiş gibi…  Şimdi kalkmışlar, sırf iktidarı köşeye sıkıştırmak için; Ürünlerinde ‹domuz eti› kullandığı tespit edilen bir köfte markasının isminin açıklanmaması için alınan yürütmeyi durdurma kararına tepki göstererek; “Biz her gün o köftecinden, içinde neler olduğunu bilmediğimiz köfteleri yemek zorunda mıyız” diyerek, algı operasyonu yapıyorlar..

Zekeriya Say’ın yazısı