“Kabataş yalanı”na, bu yalanı söyleyenler de dahil Erdoğan’dan başka sahip çıkan kaldı mı? Çağlayan saldırısını, Erdoğan’ın bize sunduğu gibi “mezhep dayanaklı bir örgütün işi” olarak gören kimse var mı? Ağrı olayına hepimiz onun gibi baksak, memleketin hali nice olur? Hizmet Hareketi’ni “terör örgütü” olarak yaftalayınca, yıllanmış amansız düşmanları bile “hani silah, hani terör örgütü?” diye sormuyor mu?
Yeni Şafak’ın yayımladığı ve toplumun mizah ihtiyacını büyük ölçüde karşılayan sahte belgeleri referans gösterip “gerçek” muamelesi yapan Erdoğan’dan başka “devlet yetkilisi” gördünüz mü? Sıraladığımız her esaslı soru, başlı başına bir iktidarsızlık sebebi: İnandırıcılığını tamamen tüketmiş bir güç nasıl muktedir olabilir? Evet nasıl?
“Kontrol kaybı” tabiri, geçici bir durumu ifade ettiği için hafif kaçıyor, karşımızda düpedüz temmuz güneşi görmüş gibi eriyen, buzdan yapılma bir iktidar gökdeleni var. Bu iktidar Davutoğlu’na sıra gelmediği için doğrudan Erdoğan’ın elinde tükeniyor. Bütün yollar tüketilmiş, yerine yeni bir şey koymak, yeni iktidar üretimine girmek de mümkün görünmüyor.