Mine Söğüt: Kimse açık açık çıkıp, İsrail'e 'Kutsal kitaplar bahane, savaş şahane, di mi?' diyemiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugün “İsrail Lübnan’dan sonra gözünü topraklarımıza dikecek” diyenler, bunu savaşın bu topraklara sıçramasından korktukları için söylemiyorlar. Kendilerinin de parçası olduğu, savaş ekonomisine bel bağlayan onaylanmış total bir dünya ticaretinin çığırtkanlığını yapıyorlar. Tıpkı, ömrü önceden belirlenmiş cihazlar üreten ve önümüzdeki yıllar içinde kaç kişiye o cihazlardan kaç tanesini satacağını baştan hesaplayıp ekonomik rotasını ona göre çizen büyük şirketler gibi, ne zaman nerede nasıl bir savaş çıkacağını öngörüp ona göre silah üretip satan büyük şirketler, bu şirketlerin arkasında kapı gibi devletler var. Ve kimsenin buna bir itirazı yok.

Dünya savaşların ardındaki asıl meseleleri hiçbir zaman tüm gerçekliğiyle kayda geçirmiyor. Kimse açık açık çıkıp, İsrail’e ve destekçilerine ya da onun hedefindeki Müslüman ülkelere ve destekçilerine “Kutsal kitaplar bahane, savaş şahane, di mi?” diyemiyor. Hıristiyanlardan budistlere tüm dinlerin, hâkim oldukları coğrafyalardaki siyaseti biçimlendirme hırsının tehlikeleri ağza alınmıyor. Neredeyse hiç kimse savaşların bitmesi için önce dünya çapında bir silahsızlanmanın konuşulması gerektiğinden bahsetmiyor. O yüzden bir savaş çıktığında herkes yerini fazla düşünmeden hemen alıyor. Kim haklı kim haksız, herkes kendi konumuna göre hızla belirliyor.

Savaşların haklılığına veya haksızlığına dair hamasi destanlar ustalıkla yazılıyor. Duygu sömürüsünden öteye geçmeyen söylemler havalarda uçuşuyor. Bu arada savaş ekonomisinin sonuçları zarardan çok kâr hanesine kaydediliyor. Siz de… Ekranların karşısına geçip savaşı izlemeye başlıyorsunuz. Aklınız sivilin insan olduğuna ama askerin insandan sayılmamasına hemen yatıyor. Mantığınız savaşın taraflarına aynı devletlerin silahlar satmasını kabulleniyor. Kalbiniz bir yandan yemek yerken bir yandan ekrandan savaşı seyretmeyi kaldırıyor. Gece karanlığında füzelerin düştüğü yerden havalanan toz bulutları ve fışkıran alevler, etraftan bilmediğiniz dillerde atılan çığlıklar Eğer füze sizin için kötü olanın ülkesine düşmüşse seviniyorsunuz. İyi olanın ülkesine düşmüşse içinizde asla dinmeyecek bir öfke, savaşı izliyorsunuz avucunuzda bir tutam çekirdekle.

Mine Söğüt’ün yazısı