Bazılarınız Türkiye’yi ve Türkiye’nin bayrak taşıyan havayolunu temsil edenlerin, Eric Adams’a yaptıkları toplamda belki birkaç yüz bin doları ancak bulan ‘siyasi yatırımın’ devede kulak olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Dolandırıcılıkla suçlanan bir iş adamının devletle sorunlarını çözmek için 10 milyon Euro talep edebilen ekran yüzleri tanıdınız. Dolayısıyla da memleketteki rüşvet borsasıyla kıyaslarsanız ABD’deki Adams davasını ‘hafif’ bulabilirsiniz, doğaldır. Ancak ölçek ‘küçük’ diye Adams skandalını yok saymak, Türkiye’de alıştırılmaya çalışıldığımız her türlü kanunsuzluk ve yolsuzluğu artık normalleştiriyor oluşumuzun semptomu olabilir maalesef. Şöyle sorayım; ABD’nin İstanbul Başkonsolosunun bir İstanbul belediye başkanı adayının kampanyasına maddi destek sağlamak için çeşitli organizasyonlar yaptığı ortaya çıksaydı onu da milletçe hafife alır mıydık?
Öte yandan yine Adams iddianamesinden anlıyoruz ki Türkiye’de kaç türlü karanlık işe karıştığını saymakta zorlandığımız Sezgin Baran Korkmaz da Adams’dan nemalanma furyasına katılmak için epey girişimde bulunmuş. Ocak 2019’da New York belediye başkanlığı için yarıştığı kampanyasına bağış toplama hedefiyle İstanbul’a giden Eric Adams, Hürriyet gazetesinde yazar olduğunu bu soruşturmaya kadar bilmediğim Arda Sayıner isimli kişi tarafından Sezgin Baran Korkmaz ile tanıştırılıyor. Sezgin Baran Korkmaz, o gezi sırasında vuku bulan görüşmede Adams’ın kampanyasına en az 50 bin dolar verme taahhüdünde bulunuyor. Bunun üzerine Adams ve danışmanı ABD vatandaşı olmayan Korkmaz’ın yapacağı bağışı nasıl kılıfına uyduracaklarını düşünmeye başlıyorlar. Ancak iş uzuyor ve o süreçte Korkmaz hakkında iki ülkede de iddianame hazırlanınca Eric Adams parayı almaktan vazgeçiyor. Hatta iddianameye göre Adams, o tarihlerde ABD’ye gelen ve kendisiyle görüşmek isteyen Korkmaz’a randevu vermiyor.
Sezgin Baran Korkmaz’ın Linkedin hesabında paylaştığı fotoğraflar arasında Brooklyn Belediye Binasında çekilmiş iki kare vardı. Beş sene önce, yani 2019’da yüklenen iki karede de Korkmaz tek başınaydı. Belli ki ocak ayındaki o ilk temastan sonra Korkmaz New York’a giderek Adams ile görüşmüştü. İddianamenin Amerikan basınına bomba gibi düştüğü gün (25 Nisan) Sezgin Baran Korkmaz’ın o fotoğrafları Linkedin sayfasında duruyordu, hatta iki gün daha durmaya devam etti. Ancak 28 Eylül’de o fotoğraflar birden buhar olup uçtu. Sezgin Baran Korkmaz, apar topar sosyal medya hesaplarında bir temizliğe girişmişti. ‘Bağışçılığı’ kendi dönemlerinde Türkiye içindeki siyasetin de görkemli bir sütunu haline getiren AKP hükümetinin ABD’deki Adams skandalını ‘bundan bir şey çıkmaz’ havasında izlediğinden neredeyse eminim. Ancak kendileri de biliyor ki içinden Sezgin Baran Korkmaz geçen ve henüz varlığını dahi bilmediğimiz başka dosyalar çok ‘can sıkıcı’ olabilir.