New York Belediye Başkanı Eric Adams’ın başına gelenleri eminim okumuş ya da izlemişsinizdir. Kendisi THY ile ucuza uçmaktan, sınıf yükseltme imkanlarından yararlanmaktan, seçim kampanyasına Türk aracılar vasıtasıyla yasa dışı para aktarılmasından sorumlu tutuluyor. Adams’ın buna karşılık Türkevi’nin yangından korunma sistemlerinin eksikliğine rağmen iskanına onay verdiği iddia ediliyor. Perşembe günü hakkında hazırlanan 57 sayfalık iddianame açıklandı, Cuma günü de Adams ön duruşmaya katılıp suçsuz olduğunu hem hakime hem de dünyaya ilan etti.
Dünyada bunca sorun varken, Ukrayna savaşı derinleşirken, Lübnan’da ve Gazze’de insanlar orantısız şiddetle ve temel savaş kuralları çiğnenerek öldürülürken, Hizbullah Lideri Nasrallah hedef alınmışken, bu çatışma da tırmanma, bölgeselleşme riski taşırken bana Amerika’daki bir şehrin belediye başkanı hakkında yazdıran bütün suçların Türkiye üstünden işlenmiş olması, Türkiye’nin suçun tek unsuru olarak gösterilmesi ve hedef tahtasına oturtulması. Ayrıca iddianamenin zamanlamasını da manidar bulduğumu itiraf etmem gerek. Tam da BM Genel Kurulu devlet, hükümet başkanları düzeyinde toplanırken, Türk delegasyonu ve ana muhalefet partisi toplantılarından çoğunu Türkevi’inde yaparken bu olayın patlaması ne yalan söyleyeyim bana pek tesadüf gibi gelmedi. Yanılıyor olmayı çok isterim ama bu dava Adams kadar Türkiye’yi de hedef alıyor gibi duruyor.
Görünen o ki birileri ilişkilerin normalleşmesini, CAATSA yaptırımlarının kalkmasını, Türkiye’nin şahsına münhasır fakat güvenilir bir müttefik olarak algılanmasını istemiyor. Ortada doğal olarak çok aday ve bol bol da hasım lobi var. Bunların adlarını saymak da mümkün. Ancak çözüm değil. En doğrusu devletin, özellikle de Dışişleri ve MİT’in bu bağlantılar üstünde çalışması, bu özel davaya Türkiye’yi kimin müdahil seçtiğini anlaması olur. Ve umarım davanın seyri Amerika ile Türkiye arasındaki sorunlar envanterine yeni bir sorunu daha katmaz, savcılar adalet isteyip Amerikan sisteminin doğası gereği şöhret ve siyasi nüfus ararken akıllarındaki ve toplumsal hafızadaki Türkiye algısından hareketle ilişkileri zedelemeye ve bir kez daha zorlamaya kalkmazlar, Adams’ı Türklerin baştan çıkarttığını, diğer yaptığı tüm işlerde tertemiz olduğunu anlatmaya çalışmazlar.