Erdoğan konuşmasında yaptıkları yollardan, şehir hastanelerinden, üniversite sayısını 76’dan 208’e çıkardıklarını, yurt kapasitesini 182 binden 962 bine ulaştırdıklarını anlattı. Kişi başı geliri 3 bin 683 dolardan 13 bin 100 dolara çıkardıkları söyledi.
Bunlar gerçek… Türkiye altyapıda bu yirmi yılda ciddi gelişme kaydetti. Uluslararası ölçümlerde altyapı puanımız, diğer bütün alanların, kurumsal kalite, eğitim, hukuk gibi ölçümlerin önündedir. (WEF puanları)
Hatta Erdoğan’ın “saydığımız rakamların hepsi rekordur” sözü de gerçektir. Ancak “gerçek” bundan ibaret değildir.
Bu kadar üniversite yerine endüstriye vasıflı elemen yetiştirmek, üniversitede ise kaliteye öncelik vermek doğru olurdu.
Milli gelirimizi 22 yılda 3 bin 608 dolardan 13 bin 100 dolara çıkarmak başarı mıdır? Yılda 400 dolarlık bir artış, övünülecek bir sonuç değildir.
Halbuki, ilk 2003-2013 döneminde yılda yaklaşık bin dolar artış olmuştu. İlk on yılın politikaları devam etseydi, bugün 25 bin dolara çıkabilirdik. Bu gerçek, son on yılda ekonominin hiç de verimli yönetilmediğini gösterir. Durum ortada zaten…
Umulurdu ki Cumhurbaşkanı çeyrek asra yaklaşan iktidar döneminin bir değerlendirmesini yaparken bir “tahlil” de yapsaydı? Mesela “kişi başı 25.000 dolar”a neden ulaşamadık? İlk on yıldaki politikalar neden bırakıldı, ikinci on yılın muhasebesi nedir?