Ali Akay: Alain Delon bir zamanlar ilahtı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Delon, bir zamanlar ilahtı. Kendi rollerinin temsili oldu. Hayatı rollerinin içine girdi. Toplumsal tansiyonları takip etti edebildiği kadar; ama o eski dünya geride kalmıştı. Önünde ise hayatın sonundaki son nefes kalmıştı. Bir serseri olarak başladı hayatına, star sistem içinde bir efsaneye dönüştü. Sonra yavaşça bir yıldız kaydı. Belki hayranı değildik; belki de onun bazı rollerini ve bilhassa Dostoyevski karakterini takdir ettik (1972’de taşralı bir felsefe profesörünü oynadığı rolünde, Profesör filminde kumarbaz bir felsefeciyi canlandırmıştı, Çingene’de başkaldıran bir Çingeneyi, Monsieur Klein’de Temerküz Kampları’na gönderilen bir Yahudi’yi, Şehirde İki Adam’da kaderinden kaçamayan bir suçluyu, Aceleci İnsan’da bir sanat tacirini canlandırmıştı.)

Dönem değişti artık. Koleksiyonunda Rembrandt, Véronese, Géricault ve Bugatti’nin bronz heykelleri gibi dikkat çekici sanatçıların bulunduğu hazinesinde Alain Delon “Her şey sahte, her şey kötü, saygı kalmadı” diyordu daha 82 yaşındayken.

Bugün 88 yaşında hayata veda ederken yeni nesillerden kim hatırlayacak Delon’u? Yakın zamana kadar anketlerde Fransa sinema tarihinin en yakışıklı aktörüydü. En iyi ve en yakışıklı aktörlerden biri olmayı, her şeye rağmen, hak etti. Onun üzerinde sahne ışıkları, ebedileşen bir sinema tarihinin içinden geçerek, hep durmakta.

Bazı ikonların, belki de önce “kim olduklarını” değil, “ne olduklarını” sormak gerekecektir. Onları herkes bilir; en azından onların zamanında yaşayanlar. Ama, bu tip ikonların ne olduklarına, toplumsal alanda hangi nesne (ne?) olduklarına bakmak, “nedir?” sorusunu sormak hem onların hem de içinde yaşadıkları zamanın ne olduğunu anlamaya yarayacaktır. Kim oldukları ise daha açığa çıkabilecektir.

Ali Akay’ın yazısı