Savaş terminolojisinde bir kavram vardır; bubi tuzağı… Kaybeden ordu çekilirken bıraktığı mevzi veya tesisleri, “gelen hayrını görmesin” diyerek tuzaklar. Terk ettikleri mekânların her biri ölüm tuzağı haline getirilir. Bu olguyu, 2’nci Dünya Savaşı filmlerinde dramatik öyküler halinde izlemişsinizdir.
Şimdi de iktidar, kaybettiği yerlere “güncellenmiş bubi tuzakları” kurmak istiyor. Ne gibi mi? 1-fütursuzca harcamalarla oluşan borçlar, 2-yandaşına, candaşına boşalttırdığı belediye kasası, 3-hizmet belediyeciliği yapamasın diye onaylanmayan projeler ve 4- SGK’yi üzerlerine salarak finansal kilitleme.
Peki, neden? 2002’de aldığı hale getirmek, kent lokantasına, tünele, metroya, beldeye hizmette kaynak sıkıntısı çekmesini sağlamak… Çalışanına maaş veremesin ve işçi çıkarsın. Bu sayede halkın “iyi hizmet almasının önüne geçerek” muhalif belediyeleri karalamak, kendilerini temize çekmek…
Bir okurum bu durumu benden daha güzel izah etmiş, “Bir kadın veterinere gider ve 300 tane hamam böceği ister. Veteriner der ki ‘ne yapacaksınız bunları?’ Kadın:’ev sahibim evi bulduğun gibi bırak demişti’ der… İktidarın belediyelere yaptığı tam da bu!” Sahiden mevcut durumu çok güzel anlatıyor.
Aslında SGK borçlarını tahsil söylemiyle yola çıkıp muhalefet belediyelerini ezmek için böylesi şeytani inovasyonlar yerine, rahmani inovasyon yapabilseydi, iktidar halkın gözünden böylesine düşmezdi.