Fatih Yaşlı: Cemaat sonrası ortaya çıkan boşluğu dolduran MHP

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

15 Temmuz’un üzerinden 8 yıl geçmişken AKP yanına MHP’yi de almış bir şekilde iktidarını devam ettiriyor, rejim inşası süreci de hız kesmeden yoluna devam ediyor. Peki devlet mimarisine bakıldığında 15 Temmuz’dan herhangi bir ders çıkarıldığını söylememiz mümkün mü? 

Bu soruya en açık yanıtı 15 Temmuz günü Özel Harekât Başkanlığı’nı ziyaret eden Devlet Bahçeli’nin elini öpen özel harekâtçılar veriyor. Bir kamu görevlisi, kameraların önünde bir siyasi parti liderinin elini öperek ona biat seremonisi sergiliyor, özel harekâtçı polislerin MHP’yle 90’lardan beri devam eden gönül ilişkisi ilk kez böyle aleni bir şekilde “dosta düşmana” gösteriliyor.

Burada “düşman”ın tarihsel olarak kim olduğu belli, “dost”un ise AKP olduğu açık. Yani o fotoğraf aslında Cemaat sonrası ortaya çıkan boşluğu dolduran MHP’nin AKP’yle giderek kırılganlaşan, gerilim yüklenen ve Sinan Ateş cinayetinde somutlaşan ittifak ilişkisinde müttefikine verdiği bir mesaj. MHP resmi koalisyon ortağı olduğu zamanlar da dâhil olmak üzere devlet aygıtında ilk kez bu kadar güce kavuşmuş durumda ve bundan öyle kolay kolay vazgeçmeyeceğini de tıpkı o fotoğrafta olduğu gibi çeşitli şekillerde ortaya koyuyor. Tıpkı bir zamanlar Gülencilerin yaptığı gibi… 

Ancak mesele Gülen’in elini öpme sırasının yerini Bahçeli’nin elini öpme sırasının alması değil tek başına. Bugün devlet mimarisi içerisinde tek bir paralel devlet yapılanması yok,  “paralel devletçikler” var. İskenderpaşacılar, İsmailağacılar, Menzilciler, Cihannümacılar… Hepsi devlet aygıtı içerisinde kendi rant adacıklarını oluşturmuş durumda ve hepsi de birilerinin elini öpüyor.  

Bugün devlet aygıtı Türk sağının farklı fraksiyonları, hizipleri ve klikleri arasındaki siyasi ve iktisadi rant mücadelesinden kaynaklı olarak giderek çözülüyor ve adeta feodal bir karakter taşımaya başlıyor. Devlet fetişisti Türk sağının, kurumsal sadakatin yerine şahsi sadakati koyması ve “norm devleti”nin yerine kendi imtiyazlarını ikame etmesi ise son derece ironik bir şekilde devletin altını oyuyor. Yani devleti en çok kutsayanların bizzat kendileri devleti çözündürüyor, çürütüyor.

Fatih Yaşlı’nın yazısı