Ayşenur Arslan: İşinize gelince Hocaefendi, işinize gelince 'askeri vesayeti temizleyecek güç'

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Milyonlarca temiz yurttaşın “aydınlık Türkiye” dileği gerçek kılınabilseydi..
Ne FETÖ devleti kontrol edecek güce erişebilirdi ne kumpas davaları ve 15 Temmuz yaşanırdı.
Abdülkadir Selvi ironi yaptığını sanıyor ama gerçekten de 15 Temmuz’da da ışıkları yakıp söndürmek lazım.
Öyle ya! O kadar ağır, vahim sorular aydınlanmadan halının altına sürüldü ki..
Yakalandığı halde serbest bırakılan ve onca yıldır kayıplara karışan Adil Öksüz mesela! Her fırsatta yazarım: Adil Öksüz’ün “hava kuvvetleri imamı” olduğunu bilmeyen yoktu. Bizzat Gülen Cemaati’nin 2 numaralı ismi Kemalettin Özdemir hem MİT’e hem de AKP medyasına darbeden çok önce anlatmıştı çünkü.
Bu yazıda daha fazla ayrıntıya girip tekrar etmeye gerek yok.
Onun yerine sizi bundan tam tamına 8 yıl öncesine, İstanbul’da bir kışlaya götüreceğim.
Maltepe’deki 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı 11 Temmuz günü benzerine hiç rastlanmamış bir trafiğe sahne oldu. Farklı illerden gelen farklı rütbelerde kalabalık bir grup subay Gn. Nurettin Baransel kışlasında buluştu. Bir toplantı salonuna kapandı. Ve tam 54 saat boyunca.. Yani darbe girişimine kadar kapalı kapılar ardında “sevk ve idare” planları yapıldı. Toplantı o kadar gizliydi ki askerlerin çay servisi yapmasına bile izin verilmiyor, ihtiyaçlar kendi içlerinden birisiyle karşılanıyordu.
15 Temmuz sonrası akıbetleri ne oldu, bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum.. Gördüm.. Okudum..
Olayın fotoğraflarına ve haberi Sözcü’de, güvenlik kamera görüntüleri de NTV’de yayınlandı.
Ne var ki şu sorular hiç sorulmadı, hiç yanıtlanmadı:
“Askeri kurallara, teamüllere katiyen uygun olmayan bu toplantıdan kimlerin haberi vardı? İstanbul dışından gelen farklı rütbelerdeki subaylara kim nasıl izin vermişti? O subaylar 54 saat boyunca kimsenin dikkatini çekmemiş miydi? Kimse toplantının mahiyetini merak etmemiş miydi? Askeri ve sivil istihbarat o sırada uyuyor muydu?”

İşinize gelince Hocaefendi..
İşinize gelince “askeri vesayeti temizleyecek güç”..
Sonra vay yanıldık, aldatıldık masalları..
15 Temmuz’a dair soru soranları gayrı milli ilan edip linçlemeler..
“Ayıp” kelimesi bile utanıyor sizden!!!!!

Ayşenur Arslan’ın yazısı