Abbas Güçlü: Veliler sınav sonuçlarına göre çocuklarını başarılı ya da başarısız diye sınıflandırmamalı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

LGS’de en zor süreçlerden birisi de tercih dönemi. Bir yanda hayaller, öte yanda puanlar. Birbiriyle örtüşen o kadar az ki.

Tüm soruları cevaplayan şampiyonlar bile ekonomik koşullar nedeniyle istediği okula girememenin üzüntüsünü yaşıyor.

Başarılı öğrenciler için üniversitelerde var olan kontenjanlar liselerde neden yok?

Ekonomik durumu yetersiz olanlara elbette burs verilmeli ama başarı olup da ücreti ödeyemeyecek durumda olanlara da şans tanınmalı.

Türkiye şampiyonları bile istediği okula gidemiyorsa, onlarca neden bir yana, bu bile sistemin sorgulanması için yeter de artar.

Asıl sorun, bu sorunu kimin çözeceği?..

Bir milyon öğrencinin kaçı için kontenjan var, kaçı “O zaman ben bu sınava niye girdim?” noktasına gelecek, hep birlikte göreceğiz.

Doğru olan, sürekli vurgulandığı gibi eğer herkese yetecek kadar kontenjan varsa, aldığı puana ve tercihlerine göre her öğrenciyi merkezi sistemle istediği liselerden birine yerleştirmek olmalı.

Yoksa merkezi sistemle bir okula yerleşenler başarılı, diğerleri başarısız algısı oluşur ki, bu da yanlışların en büyüğü olur!

400 ve üzeri puan olan öğrenciler açıkta kalırken, 300’lü puana sahip öğrencilerin merkezi sistemle bir yere yerleşmesi, onları değerli, diğerlerini değersiz ve tembel mi yapacak?

Kaldı ki sınavsız öğrenci alan okullar içerisinde, sınavla öğrenci alan okullardan çok daha donanımlı liseler var. Bunu da asla göz ardı etmemek gerekir. Bu sistem, sadece öğrencileri değil, en köklü okulları bile değersizleştirme noktasına getirdi ki, kabul edilmesi mümkün değil ama buna rağmen yıllardır ısrarla sürdürmeye devam ediyoruz!..

Velilere önerimiz, sınav sonuçlarına bakarak, çocuklarını başarılı ya da başarısız diye sınıflandırmamaları.

Abbas Güçlü’nün yazısı