Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi benzer bir girişim AB’den geldi. Rusya’dan gelen ‘kötü niyetli’ dış müdahalelere karşı “Üçüncü Ülkeler Adına Çıkar Temsilinin Şeffaflığına İlişkin Direktif” hazırlığında, bu yönergeye karşı olanlar bunu AB’nin yabancı ajan yasası olarak tanımlıyor. Taraftarlar ise mealen otoriter rejimlerin yaptıklarını benimsemediklerini, AB Direktifinin amacının sadece şeffaflığı artırmak olduğunu söylüyorlar. Ancak son dönemde İsrail Hükümeti karşıtı öğrenci protestolarında bile görüldüğü üzere Avrupa çok övündüğü değerleri konusunda son derece ikiyüzlü bir tutum içinde. Biden Tiflis’teki gösterileri barışçıl olarak nitelendirip ABD’deki kampüslere polis sokup öğrenci, akademisyenleri gözaltına aldırır ve de fişlerken yanı sıra “yabancı düşmanların kontrolündeki uygulamalar” (Foreign adversary controlled application, FACA) yasasıyla Tik Tok’u engellemeye çalışıyor.
Kısacası uluslararası alanda adı tam konmamış hibrit bir savaş başlamış durumda. Türkiye’de bu karmaşadan yararlanıp muhalefeti susturacak bir “casusluk” yasası peşinde. Avrupa, ABD ve benzer bir yasası bulunan İsrail için “yabancı”nın arkasına gizlenmiş düşman Rusya, Çin, Kuzey Kore gibi görünüyor ya da öyle meşrulaştırılıyor. Türkiye, Macaristan gibi ülkelerde hükümetler canı kime isterse uygulayabilecek keyfiyette olduğundan otoriter olarak etiketleniyor. Ortaya çıkan taslakta da göründüğü üzere hem Zafer Partisi’ne, hem sol, Kürt muhalefete uygulanabilir. Uluslararası alanda kime yaklaşılacaksa karşı tarafa tehdit için kullanılabilir. Sivil toplum, siyasi partiler için savunduğun hak, medya için yaptığın haber yabancı devletlerin çıkarlarıyla örtüşüyor denebilir, Bayraktar gibi şirketlere dair haber yapmak “suç” kapsamına alınabilir.
Yasa taslağının gerekçesinde “Bu kapsamda iktisadi, mali, askeri, milli savunma, kamu sağlığı, kamu güvenliği, kamu düzeni, teknolojik, kültürel, ulaştırma, haberleşme, siber alan, kritik altyapılar ve enerji gibi diğer yararlar da Devletin iç veya dış siyasal yararları kavramı içinde kabul edilecektir. Dolayısıyla bu gibi yararlar aleyhine gerçekleştirilen faaliyetler de suçun konusunu oluşturabilecektir” deniyor. Ne kocaman ve muğlak bir bulut değil mi? Kurtuluşunu dış kaynakta arayan, borsasını dahi Katar’a satmış, otoritesi sarsılmış hükümet için ayrıca cüretkâr bir taslak, içeride olduğu kadar dışarıda da tepki çekecektir. Bu konuyu belli ki daha uzun süre tartışacağız.