Zülal Kalkandelen: Kadını şiddete karşı koruyan en etkili uluslararası sözleşmeden bir kişinin imzasıyla bir gecede çekilmesine seyirci kalanlar, kadına şiddete karşı olduklarını duyuracak

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugün yine tarihin en sahte şovlarından biri sahnelenecek. Kadın katillerinin cezalarında “iyi hal” bahanesiyle indirim yapanlar, tecavüzcüleri serbest bırakanlar, kadına saygıdan söz edecek.

Türkiye’nin kadını şiddete karşı koruyan en etkili uluslararası sözleşmeden bir kişinin imzasıyla bir gecede çekilmesine seyirci kalanlar, kadına şiddete karşı olduklarını duyuracak.

İktidarda oldukları süre boyunca kadın haklarında büyük bir gerilemeye yol açan AKP’liler sosyal medya hesaplarından kadına olan “sevgi ve saygılarını” anlatan paylaşımlar yapacak.

İktidarda olmasalar da kendi örgütlerinde kadınları siyasette bir süs gibi geri planda tutan siyasetçiler de kadına eşitlikten söz edecek.

AKP’li Cumhurbaşanı, 27 Nisan 1985’te Milli Gazete’ye verdiği röportajda, “Kadının yeri evidir. Oy kullanmanın dışında hiçbir siyasal katılma göstermemelidir. Türkiye’nin bu anarşik ortama gelmesinin nedeni, kadının evden dışarı çıkması, şefkat ve sevgiden mahrum terörist gençliğin yetişmesine neden olmuştur” dememiş gibi, Gezi’de sokağa çıkan kadınları “sürtük” diye nitelememiş gibi, “Kadın erkek eşitliği fıtrata ters” dememiş gibi, 8 Mart mesajında, “Kadınlara hak ettiği değeri vermek; inancımızın, kültürümüzün, medeniyetimizin, anayasa ve yasalarımızın bize emridir” diyecek.

Zülal Kalkandelen’in yazısı