Büyümenin hacimsel ölçülmesi ile ilgili zorlukları tartışmayı bırakalım. Ulusal para birimiyle hesaplanan GSYİH’nin “dalgalı kur rejiminde” cari kurdan dolara tercüme edilmesindeki olası hataları da bir yana koyalım. Doların platin metre olmadığını, son 22 yıl içinde ABD’nin birikimli enflasyonu dolayısıyla satın alma gücünün ABD’de %65 azaldığını da dikkate almayalım. Yine de şunu bilelim ki; GSYİH ile “milli gelir” aynı şey değildir ve aynı oranda büyümez. Dolayısıyla GSYİH’nin %4.5 büyümesi, refahının %4.5 artması anlamına gelmeyebilir. 2023’te emeğin milli gelir bölüşümü içindeki payının büyümüş olmasına rağmen halkın “ben bu büyümeyi hissetmedim” demesi yanlış değildir. Kabaca GSYİH’den “devletin ücret ve sosyal transferler hariç diğer cari harcamaları”, “net vergiler”, “amortisman” ve “kurumların dağıtılmamış kârları” düşülürse halkın eline geçen “milli gelir” rakamına ulaşılır. 2023 yılında GSYİH’den düşülen bu kalemlerin, %4.5’lik büyüme oranından daha hızlı büyüdüğünü görüyoruz. Demek ki; halkın geliri (private income) GSYİH’den az artmıştır.