Tek adam rejiminde ne zaman sorunlar büyüse, çözüm için “Erdoğan sonrası” tartışmalarının siyasetin sıcak gündemi olarak tartışılmaya başlandığını gördük.
Ama bu sefer tartışma Erdoğan’ın “Erdoğan sonrası”nın öyle yakın bir zamanda olmayacağına dair girişimiyle de üst üste geldi.
Nitekim, seçim öncesinde Kılıçdaroğlu’nun “Başörtüsüne yasal güvence getirelim” hamlesi karşısında Erdoğan “Eğer samimiyseniz başörtüsüne anayasal güvence sağlayalım” diyerek 2 maddelik bir anayasa değişikliği ile “anayasa sorununu” istismar etmeyi en azından yerel seçim sürecinde de kullanmaya yöneldi. Ancak seçim sonrasında öz güveni yükselen Erdoğan, muhalefeti anayasa tartışması etrafında baskılayarak bir daha bir araya gelemeyecek biçimde dağıtabileceğini düşünerek, anayasa oyununu “Yeni ve sivil bir anayasa yapalım”a kadar ilerletti.
Nitekim son günlerde Erdoğan’ın anayasada değişiklikle sınırlı olsa bile sadece “Aileyi güçlendirme” amaçlı maddeleri kapsamayıp, anayasanın bir kişinin ancak iki kez Cumhurbaşkanı olabileceğini söyleyen 101’ci maddesini değiştirerek ya da bu maddeyi tümüyle kaldırarak 2028 seçimlerinde aday olmasının önünü açacak bir değişiklik için de hazırlık yapıldığı ortaya çıktı.