Evren “kargaşadan düzene” (chaos to order) doğru akan içe dönük bir nehirdir (Bu da büyük laf oldu ya; neyse!). Her son, bir başlangıçtır. İçinde kendini tekrarlayan “pattern” (model, desen, örüntü) barındırmayan mükemmel bir kaos (karmaşa) yoktur. Zekanın doğalı da yapayı da aslında, belirsizlik/karmaşa içinde gizli örüntüsünü bulmaya yarar. Bu yöntemle, sebep-sonuç ilişkisini çözerek sonucu bulmayı veya yaratmayı amaçlar. Algoritma bunun içindir. Ancak algoritmalar (mesela süpermarketlerde müşterinin satın alma davranışlarını modelleyip malların tanzim ve teşhirini ona göre düzenlemek veya futbolda rakibin geleneksel oyun tarzını çözümleyip takıma ona göre taktik vermek) basit “doğal zeka” çözümleridir. Karşı tarafın niyet değiştirdiği, şaşırtma verdiği hallerde algoritmik çözümlerin başarı şansı düşüktür. Mesela penaltı atışlarını kurtarmanın algoritması yoktur. YZ’nin kurucu babalarından Herbert Simon’ın yazılarından benim çıkardığım ders, başarılı yapay zeka uygulamalarının “isabetli önyargılar” içerdiğidir. Eğer kötülüğün kaynağı önyargılarsa, bu konuda doğal zekadan daha tehlikelisi yoktur.