İslami hareketin dünya çapında yükselişe geçmesine paralel olarak Türkiye’de de Refah Partisi (RP), sistemin merkezine doğru yolculuğa çıkmıştı, ancak medya, RP yöneticileri ve sözcülerine hep marjinal (ve marjinalliğe mahkûm) bir partinin mensupları muamelesi yapıyordu.
Tabii ki bugünkü durum dünküyle bire bir aynı değil. Örneğin, Ahmet Hakan’a herhangi bir kötü niyet kesinlikle atfediyor değilim. Tam tersine HDP ve Demirtaş’a pozitif yaklaştığını söyleyebiliriz. Fakat kendisinin HDP’yi hâlâ ‘ana akım partisi’ olarak gör(e)meme tutumunun etkisinde olduğunu düşünüyorum.
Dün geleneksel sistemin krizinden rahatsız olan bazı kesimler, RP/FP/AKP’ye karşı mesafelerini korumakla birlikte bu partilere belli ölçüde kredi vermişlerdi. Bugün bunların büyük kısmının hayal kırıklığı yaşadığını görüyoruz. Dolayısıyla HDP ve Demirtaş sadece Kürtler değil, artık tıkanmakta olduğu alenileşen ‘yeni’ sistemden rahatsız olanlar için birer cazibe merkezi olma potansiyeline sahip.