Twitter hesabından yaptığı ilk paylaşımda, “milli dış politika vizyonumuzu daha da geliştireceğiz” mesajı yayımlayan Fidan’ın nasıl bir vizyon ortaya koyacağı meçhul olsa da kestirilebilir.
Erdoğan’ın ‘sır küpü’nün ülkeyi yeni maceralara koşturması ihtimaller dâhilinde. Proaktif bir dış politika sürdürmekle övünen siyasi İslamcı iktidarın yapabileceklerinin sınırı yok. Çavuşoğlu’nun yerine gelen Fidan ile dış politikada güvenlikçi paradigmanın güçleneceği muhakkak. Bu paradigmanın da Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’de yeni durumlara neden olabilir.
NATO’culukta bayrağın kimselere bırakmayacaklarını, ilk günden Kosova’ya gönderilen askeri birliklerde gördük. Ukrayna’daki savaş, Balkanlar’daki gerilimler, Ortadoğu’daki krizler, Pasifik’teki gelişmeler derken dış politikada sadece Türkiye’yi değil tüm dünyayı yakından ilgilendiren önemli hareketliliğin yaşanacağı ortada.
Bu gerilimli küresel atmosferde proaktif dış politika adına ülkenin olmayacak maceralara sürüklenme ihtimali dünden de fazla. “Savaş için bahane lazımsa, 4 adam gönderirim, 8 tane füze fırlatırım, gerekçe olur” sözleriyle bilinen dışişleri bakanının nasıl bir rota çizeceğini tahmin etmek pek de zor olmasa gerek. Batı’ya kırılacağı ileri sürülen dümenin yeni krizlere yelken açmayacağının garantisi yok.