HDP için en büyük risk, bir şekilde çatışmasızlık ortamının sona ermesi olur. Evet, çözüm sürecinin alenen sona ermesi ihtimalinin HDP’yi zor durumda bırakacağı kesindir. Ancak böyle bir durumda HDP kadar, hatta ondan çok daha fazla olarak AKP kaybeder; MHP ve CHP oyları artabilir. Tabii ki en çok kaybeden bütün Türkiye olur.
Sürecin şu günlerde tıkanmış olduğu muhakkak ve tıkanıklığın nasıl aşılabileceği de muğlak. Ne var ki daha önce de tıkanıklıklar yaşanmış ama bir şekilde sürecin devamı sağlanabilmişti. Bu sefer de öyle olacağını tahmin etmek zor değil. Tahminime göre Erdoğan HDP’ye karşı sert üslubunu devam ettirecek, ama hükümet cephesi sürecin kaldığı yerden yola devam edebilmesi için diyalog mekanizmalarını yeniden işletecek.
Şöyle ki, çözüm sürecindeki sorunlar büyük ölçüde, hükümet çevrelerinin ısrarla göstermek istediği gibi İmralı (Öcalan) ile Kandil (PKK/KCK) arasında değil devletin farklı kesimleri arasındaki görüş ve üslup farklılıklarından kaynaklanıyor. Bu farklılıkları, ‘iyi polis-kötü polis’ şeklinde bir mizansen olarak küçümsemek de yanıltıcı olur. Devlet içinde şekilden çok içerikle ilgili derin farklılıklar bulunurken benzer bir durumun Kürt siyasi hareketi için de geçerli olduğunu pek sanmıyorum.