Muhalefetin “Beşli Çete” diye diline doladığı bir yapının varlığı söz konusu. “Çete” olmasa bile, iktidarın birlikte iş tuttuğu 5 – 10 firma var. Ülkenin belki böyle hem de uluslararası boyutta büyük iş yapabilecek kapasitede büyük firmalara da ihtiyacı olabilir.
(…)
Yani “yönetimle anlaştı ve ülkenin imkanlarını iç etti” gibi bir algı, yönetim için de iş yapan için de taşınacak bir yük değildir.
Hele dış yatırım bekleyen bir ülke için bu görüntü, son derece problemli bir durum ortaya çıkarıyor.
Düşünülmeli ki muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı bütün meydanlarda “Parayı nerden bulacaksınız?’ diye soruluyor, 5’li çetenin gasp ettiklerini alacağım halka vereceğim” gibi açıklamalar yapıyor. Yani seçim sonrası eğer Kılıçdaroğlu kazanırsa, oralardan gelen para vaatlere yeter mi bilinmez ama, belli ki bir hesaplaşma yaşanacak ve pis işler varsa onların üstü örtülmeyecek. Bunların cevabı da “Söke söke sizden bu paraları uluslararası tahkim yoluyla alırlar” demek değildir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden kazanması durumunda ne olacak bu iddialar? Bugüne kadarki tavır aynen devam mı edecek? Yani “Hiç olmamış” gibi mi davranılacak?