Suçu kurbana yüklemek; onun ‘aranmasına, etek boyuna, dejenere yaşantısına, rahat durmamasına’ vesair dayandırmak ahlakçı bir ikiyüzlülüktür…
Madalyonun öbür yüzünde ise tersinden bir ikiyüzlü ahlakçılık var. Tribünlerde, gazetelerde, Twitter mivitır âlemlerinde önüne gelene dümdüz gidenlerin, cinsiyetçi küfrü logo yapanların göstermelik ahlakı bu. Fatmagül’ler, kendi familyalarından bir dolmuş maçosunun saldırısına uğradığında, en terbiyeli hallerini takınıp hemen kurbanlaşırlar. Taziye kabulünü dahi kurbanın ailesine bırakmazlar. Onlar tecavüze uğramış, onlar saldırıya maruz kalmıştır.
En önde saf tutmazlar, hayır, doğruca musalla taşına geçip kurbanın yerini alırlar. Karşıtları da katildir haliyle, cinayetin hesabı onlardan sorulacaktır. Baronun bile suçlu diye failin avukatlığını üstlenmediği şiddetli popülizm farfarası dinince de özlerine, hırtlıklarına geri dönerler… Ve maalesef maço kültürüyle nihayet yüzleşme sandığımız şey, giderek bu iki ahlakçılığın gösteri çarpışmasına evriliyor.