Türkiye’de sermaye-iktidar ilişkileriyle çok sayıda medya kuruluşu editoryal bağımsızlığını kaybederken, Fransa’nın saygın gazetelerinden Le Monde çalışanlarının çıkışı dikkat çekti.
Swissleak’e öncülük etmişti
Le Monde yazıişleri, HSBC İsviçre şubesinin vergi kaçıran müşterilerinin özel hesap dökümlerini yayınlamasının ardından gazeteye sitem eden yayın grubu hissedarlarına, haberlere müdahale edemeyeceklerini söyleyerek meydan okudu.
Gazete, geçtiğimiz pazartesi Britanya merkezli HSBC Bankası’nın İsviçre’de, 1988- 2007 yılları arasında 203 farklı ülkeden 106 bin müşterisinin vergi kaçırıp mal varlığını gizlemesine yardım ettiğini ortaya çıkarmıştı.
Le Monde, bankadaki sızıntıyla ilgili bilgileri ele geçirmesinin ardından uluslararası yayın kuruluşlarıyla işbirliği kurarak bir araştırma yürütmüştü.
Hissedar: Ben bu yüzden mi para verdim?
Le Monde’un içinde bulunduğu yayın grubunun 2010’dan bu yana hissedarlarından olan Fransız işadamı Pierre Bergé, RTL Radyo’da yaptığı konuşmada, hesap sahiplerini ifşa ettikleri için gazete yönetimine kızıp, “Ben bağımsızlıklarını kazanmalarına bu yüzden izin vermedim” diye konuştu.
Bergé bununla da yetinmeyip, “Bir gazetenin rolü insanların isimlerini yem gibi atmak mıdır? Bunun adı popülizmdir. Dalkavukluk etmektir. Bunlar onaylamadığım yöntemler” dedi.
Le Monde ‘İşinize bakın’ demeye getirdi
Le Monde’un bu sözlere yanıtı ise gecikmedi. Hem gazete yönetimi, hem de Le Monde Gazetecileri Derneği’nden iki ayrı açıklama yapıldı.
Le Monde Gazetecileri Derneği, Bergé ile benzer durumların bundan önce de yaşandığını belirterek Bergé’yi kınadı. “Hissedarların görevi şirket stratejisini belirlemektir, habercilik anlayışına müdahale etmek değil” denilen açıklamada, gazetecilerin işlerini sorumluluk içinde yapmaya devam edeceği kaydedildi.
Bergé’nin sözlerini ‘Le Monde gazetecilerine bir saldırı’ olarak niteleyen gazete yönetimiyse, Bergé’yi kınayarak haberlerinin arkasında durduklarını ve uluslararası medya kuruluşlarının da övgüsüyle karşılaştıklarını açıkladı.
Pierre Bergé gibi diğer hissedarlarla da yapılan anlaşmanın ‘editoryal bağımsızlık’ sağladığını belirten Le Monde yönetimi, “Bu araştırma boyunca seçilen editöryal tercihler ve yayınların arkasındayız” açıklamasını yaptı.