Veli Küçük ve Arif Doğan ile birlikte JİTEM’in kurucularından Özel Harp Daire Başkanı Teoman Koman, ’90’lı yıllarda Hizbullah’ı “PKK’nın baskılarına karşı kendini koruyan, dini inançları kuvvetli vatandaşlar” olarak tanımlamıştı. Aynı dönemde Mehmet Ağar da “Faydalı olmaz” diyerek Hizbullah’a karşı operasyon yapılmasına karşı çıkmıştı. Hizbullah’a dokunulmuyordu, çünkü domuz bağlı işkenceleri ve işlediği cinayetleriyle IŞİD’in habercisi olan Hizbullah, Kürt ulusal demokratik mücadelesinin içinde yer alan aydınları, gazetecileri, sendikacıları hedef alıyor, halka korku salmaya çalışıyordu.
Devlet, Hizbullah’a ihtiyacı kalmayınca 2000’li yılların başında Hizbullah’a yönelik operasyonlar gerçekleştirdi. Hizbullahçılar işledikleri yüzlerce cinayeti itiraf ettiler. Ancak AKP-Erdoğan iktidarı, Kürt sorununda izlediği politikanın bir devamı olarak (Hizbullahçıları bu kez yasal platformda Kürt ulusal demokratik mücadelesinin karşısına çıkarmak üzere) 2011 sonunda işledikleri cinayetleri itiraf eden Hizbullahçıların büyük bölümünün salıverilmesini sağlayan bir yasal düzenleme yaptı. Ardından da 2013’te adı da Hizbullah’la aynı anlama gelen HÜDA PAR kuruldu. İktidar destekçisi medya, HÜDA PAR’ın kuruluşunu hararetle destekledi, her fırsatta HDP ve önceli partileri bitirecek güç olarak sahiplendi.
Yusuf Karadaş’ın yazısı