Ülke öyle bir yer ki, adeta aşırı zor bir bilgisayar oyunu simülasyonu gibi. Her şey “En zor”da. Yani bugün hayattayız ama yarının garantisi yok. Başımıza bir şey geldiğinde yüzsüzce “Kader, fıtrat, mukadderat” diyenlerden belliydi bugünlerin gelişi. Koltuk sevdasıyla zombileşmiş, gözü kararmış, duyguları olmayan yöneticilerden belliydi bütün bu olacaklar. Sonrasında bir de sokakta terk edilmiş bir hayvan gibi ölümü beklerken, “Bu büyük felaket mucizelerle anlam kılınmış, içinde sır olan bir olay gibi geliyor bana” diyebilenlerden belli yaşayacaklarımız.
Bugünlerin gelişi çoktan belliydi. Halkının yarısını düşman, terörist, sürtük, çürük, çapulcu diye görenlerden belliydi bugünlere gelişimiz. Ailesini sevmeyen, her gün döven, tehdit eden, bağıran bir baba gibi ülkeyi idare etmeye çalışanlardan, korkuyla her şeye muktedir olabileceğini düşünen vasıfsız gösteriş sevdalısı, konvoy aşkıyla yanıp tutuşan, aslında halkından korkan idarecilerden belliydi bütün bu olacaklar.