Orhan Bursalı: Peki imzası olanlar?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yükleniciler ve kurdukları ekipler, fasa fisodan denetimler ve yerel ve merkezi yönetimlerle işbirliği halinde, depremin yıkmayacağı, insanların kitlesel halde ölmeyeceği evler inşa etmiyorlar. Edemiyorlar değil, etmiyorlar. Burada ana motif yapılan işten en yüksek kâr sağlamak. En ucuza nasıl yaparım da kasada daha fazla para kalır?

Deprem mi? Oooo bilinmez gelecekte o… Ne zaman olacağını deprembilimciler bile bilmiyor. Biz işimize bakalım.

Yasalar, mevzuatlar kâğıt üzerinde. Bunlar var ama bir yandan da en berbat binaların yapılması için de kapılar açık bırakılıyor. Mesela yetkin mühendislik yok. 4 yıl eğitimle diploma cebinde. En az 2 yıl staj yok. Bunun sonucunda sıkı bir sınav yok. 120 kadar, kimisinde yetenekli hocaların bile bulunmadığı fakültelerden mezun et, ver diplomayı sal çayıra.

Denetim? Kontrol? Sorumluluk? Laf olsun diye. Patron nasıl istiyorsa öyle. İki yıl önceye kadar patron yasal denetimi kendi şirketindeki elemanlara yaptırıyordu. Veya bir denetim şirketi kuruyordu.

Her zamanki gibi yüklenici, yani işi yaptıran parayı koyan patronlardan birileri, felaket olunca tutuklanır, birkaçı ceza alır, sonra çıkar işine devam eder. Peki denetimciler, mühendisler, belediyelerden oluru verenler imzası olanlar? Hiç onları mahkeme salonlarında görür müyüz? Patron hepsini parasıyla güder. Mühendis yetkin değilse ya görmez ya boyun eğer, denetimci de öyle.

Orhan Bursalı’nın yazısı