Güzel Ülkem, Üzen Ülkem: Türkün Ateşle İmtihanı, Yaban, Ölmeye Yatmak

ZEYNEP KARAARSLAN BAŞARAN

@zeynepbasaran

Bir an için zihnimde depremden uzaklaştığımda, kendimi Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarını düşünürken buluyorum. Mesela nasıl savaş ortasında, 1921 yılında, Maarif Kongresi düzenlenmiş? Ya da 1923 yılında İktisat Kongresi?

Fotoğraf: Paul Osterlund

Bu günlerin son bulacağına inanmak, inanmanın ötesinde, iliklerine kadar bundan emin olmak, evet, ancak böyle bir inanç ve adanmışlık böyle planlamaları mümkün kılabilmiştir. Böyle bir idealizm, rasyonellik, öngörü var mı artık, nerede?

İdrak edemeyecek kadar genç

Yaşım ortaya çıkacak, olsun. Ben beşinci sınıftayken, bütün sene boyunca Atatürk’ün 100. doğum yılı kutlanmıştı. En azından bana kutlamalar bütün seneyi kaplamıştı gibi geliyor. İlkokul mezuniyetinde, okul müdürü Falih Rıfkı Atay’ın ‘Çankaya’sını hediye etmişti. Sonra Orta 1’de aynı kitabı edebiyat hocamız da hediye etmişti. Bazı şeylerin anlamlarını idrak edeceğin yaştan evvel eline geçmesinin bir yararı olmuyor. O çok sıkıldığım beşinci sınıf senem, bu kitapların hep otorite figürleri tarafından iletilmesi, bunlardan olsa gerek, okumayıverdim Çankaya’yı.

Aynı şekilde Ahmet Hamdi Tanpınar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, bu yazarlar da ders kitaplarındaki parçalar içinde tıkıldı kaldı. Lise kompozisyon konusu olarak ‘Atatürk seni sevmek milli ibadettir’ gibi konular verilirdi; yazı yazmak başka kitapları incelemek anlamına pek gelmezdi.

Seksek oynar gibi

Ezcümle, ben bir dönemin Türk edebiyatına uzun yıllar uzak kaldım. Neyse geç oldu güç olmadı, zaman içinde bu eksikliğimi tamir etmek yoluna düştüm. Canımın istediği sıralamayla, kitaplar arasında seksek oynayarak, kendi yolumu buldum.

‘Türkün Ateşle İmtihanı’ ile yollarım bu şekilde kesişti. Kitap Halide Edip Adıvar tarafından, önce İngilizce yazılır, sonra Türkçe’ye gene Adıvar tarafından, bazı yerleri değiştirilerek de olsa, çevrilir. Halide Edip’in, 1918-1923 yılları arasındaki anılarını kapsar.

Kalaba Köyü ve Hayvan Dostlarım, İç Savaşın Önemli Dönemleri, Cepheye Nasıl Katıldım, Ankara, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele, Başıbozukların Sonu ve Yeni Ordu, kitaptaki bölüm başlıklarından bazıları. İnsanda büyük merak uyandırmıyor mu?

Geçmeyen tek düşmanlık

“Bana öyle geliyor ki, insanlar arasındaki herhangi bir anlaşmazlık ve düşmanlık zamanla geçebilir, ama bir tanesi kalır. O da karşıdakinin yükseklik iddiası.” Bilin bakalım Halide Edip, bu cümleleri sarf ederken aklında kim ya da ne var? Daha da önemlisi, bugün için de geçerli bir tespit değil mi?

Bir diğer içime dokunan kitap ise Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Yaban’ı. Bunu da bir ders için okuyup geçmiştim yanılmıyorsam. Bu yaşımın aklı ve tecrübesiyle okumak beni bambaşka yerlere taşıdı. Türkiye’de aydının yabancılaşmasının, ötekileşmesinin köklerini bu kitapta aramak gerek: “Bir gün.. bir gün onlara ispat edebilecek miyim ki, ben bir ‘yaban’ değilim?…Aynı tarihi ve coğrafi yollardan, hep birlikte gelmişizdir…Aynı siyasi mukadderat, aynı sosyal bağlar, bizi kardeşlik, evlatlık, ana babalık üstünde bir yakınlıkla birbirimize bağlamıştır.” Yakup Kadri’nin anıları da bir hazine olsa gerek, oraya da bir dalmalı.

Dört dörtlük bir roman açılışı

Adalet Ağaoğlu’nun ‘Ölmeye Yatmak’ını ise itiraf edeyim ki ilk kez geçen ay okudum. Bir şaheser. Sırf romanın başındaki müsamere sekansı için bile okunur. ‘Bir roman nasıl açılır’ın dört dörtlük bir örneği.

Cumhuriyet’in modernleşme sürecinin masaya yatırıldığı romanda, bu dönemde yetişen bireyin aydınlaşma çabası, idealizminin yediği darbeler, bu esnada gelişen kadınlık bilinci gibi büyük harfli meseleler akıp gidiyor.

Adalet Ağaoğlu Fotoğraf: Muhsin Akgün

Adalet Ağaoğlu 91 yaşında Çınar Oskay’a verdiği röportajda ailesinden bahsederken “Değişik bir şey vardı bizde. İki ayrı kültür yan yana barış içinde” der. Oskay “Türkiye için de bunu mu hayal ettiniz” diye sorduğunda, soruyu ‘yanıtlamadan‘ yanıtlar.

Kandırın kafa dengi birkaç arkadaşınızı

Şimdi Türkiye için ne hayal ediyoruz? Cevabın peşine düşmek için, analistlerin, uzmanların yazdıkları, anlattıkları, tarih, sosyoloji disiplinlerinin sundukları, hepsi doğru kulvarlar. Ama dönüp bu Türk edebiyatı klasiklerine bakmak da, bugünlerde iyi bir fikir.

Edebiyatın neden hayati olduğunu hissettiren, bu klasikleri okumaları için öğrencilerini yüreklendiren tüm öğretmenlerin ellerinden öperim. Benim gibi geriden gelenler içinse hiçbir zaman geç değil. Kandırın kafa dengi birkaç arkadaşınızı, bu klasikleri beraberce okuyup, tartışın. Buna değecek.

Yazıda bahsi geçen eserler

Çankaya, Falih Rıfkı Atay

Türkün Ateşle İmtihanı, Halide Edip Adıvar

Yaban, Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Ölmeye Yatmak, Adalet Ağaoğlu