‘Yeni’ Türkiye’nin neyi gerektirdiğini Erdoğan geniş ufku ve sezgisel yetenekleriyle anladı ve uyguladı.
Bütün bunlar bugün niçin Recep Tayyip Erdoğan diye bir ‘fenomen’le karşı karşıya olduğumuzu yeterince anlatıyor. Çünkü bugün Erdoğan sadece bir siyasetçi, lider veya Cumhurbaşkanı değil, muhalefetin ve karşıtlarının bile referans almaktan vazgeçemediği ‘yeni ve kalıcı gerçekliğin sesi’. Bu ses doğal olarak birçokları için bir tehdit, diğerleri için ise tutundukları bir umut dalının somutlaşmış hali.
Dolayısıyla Erdoğan’ın karizması sadece kendisiyle ilgili bir nitelik değil. Onun hem olumlu hem olumsuz anlamda nasıl algılandığıyla doğrudan bağlantılı. AKP ve Erdoğan üzerindeki tehditler, AKP karşıtlarının bel altı stratejisi ve aydınların kör gözüm parmağına yanlı bakışları bu karizmayı genişleterek başlı başına bir ‘siyasete’, bir siyasi duruşa dönüştürüyor.