HDP’nin kapatma davasında ise AYM’nin değme siyaset stratejistlerine şapka çıkarttıracak bir strateji izleğinde tanık olduk, oluyoruz. Öyle görünüyor ki önümüzdeki dönemde AYM daha da ince “taktik” adımlar atacak!
AYM’nin HDP’yi kapatma davası süresince aldığı kararlara baktığımızda şunları saptayabiliyoruz:
*Bugünden bakıldığında, 2021’in mart ayında açılan davanın, 2023 seçimlerinde HDP’yi seçime sokmamak ama, yerine geçecek bir parti kurulmasını da önleyecek biçimde takvimlendirildiğini görüyoruz.
*Kapatma isteminin 450 HDP yöneticisinin siyaset yasağını da kapsayacak biçimde genişletilmesiyle; kapatılacak HDP’nin yerine kurulacak partinin kurulamaması ya da HDP’nin başka bir patinin çatısı altıda seçime girerken aday bulmasının zorlaştırılması hesaplanmıştır. Daha HDP kapatılmamışken YSK Başkanı, İmamoğlu’na verilen “siyaset yasağı” ile ilgili konuşurken (ihsası rey yaparken), eğer siyaset yasağı alan kişinin cezası kesinleşirse kişi seçilse bile YSK’nin kendisine mazbata vermeyeceğini açıklayarak, 450 HDP’li yöneticinin seçimde aday olması (HDP kapatılmasa ve 450 kişi hakkında siyaset yasağı verilmemiş bile olsa), seçime girmesinin engellenmesi amaçlanmıştır. Yani böylece, HDP resmen kapatılmasa bile fiiliyatta kapatılmış kadar engellenmiş olacaktır.