Yıllar önce ayakkabılar eskidikçe tamir ettirilip gittiği kadar giyilirdi. O yıllarda ayakkabı tamiri bile şimdiki gibi değildi. Tamirci ayakkabıyı alır, alttan çivi çakarak parça ekler, ayakkabının içinden de vurarak çivinin başını ezerdi. Yenilenen ayakkabıyla bir süre rahat yürürdünüz. Ama birkaç hafta geçti mi, bastıkça bastıkça çivinin başı ayağınıza batmaya başlardı. Tekrar tamirciye… Bu işlem üç beş kez tekrarlanır, artık ayakkabı o şekilde tamir edilemiyorsa başka bir yöntem bulunmaya çalışılırdı.
Eksik olmasın bizim Merkez Bankamız insanı böyle geçmişe götürüyor işte. Merkez Bankası’na bakıyoruz da, ayağının altında hep bir çivi, bir türlü rahat yürüyemiyor!
Bir takım kararlar alınıyor, ama o çivi var ya o çivi, hep batıyor. Rahat edilemiyor bir türlü. Ayakkabı eski de, tamirci de pek iyi değil! Yeni ayakkabı alacak kadar para da var üstelik. Ama yok, ısrarla o eski ayakkabı giyilmeye, çivi bata bata yürünmeye çalışılıyor.
O yüzden de gün geçmiyor ki tamirciye gidilmesin!
Gün geçmiyor ki Merkez Bankası yeni bir karar alarak piyasayı düzenlemeye çalışmasın!
Bu kadar sık karar alınmış olması da önceki kararların yetersizliğinin bir göstergesi değil mi?