Cumhurbaşkanı’nın hem “Cumhurbaşkanı” hem “Başkomutan” hüviyetiyle savunma sanayiinin başarılarını sergileyen bir toplantıya katılması, orada bu başarıları öven bir konuşma yapması hem tabii hem gereklidir.
Ama yine böyle bir toplantıda siyasi şapkasını takınıp ana muhalefet liderine yüklenmesi sağlıklı değildir, yakışıksızdır.
Ama komutanların muhalefetle polemik niteliği arz edecek sözleri alkışlaması yakışıksızdır, doğru değildir.
Hulusi Akar’ın Kılıçdaroğlu’nun sözlerini, “ordumuza yapılabilecek en büyük kötülük, hem şehitlere, hem gazilere hem de cephedeki Mehmetçiğe saygısızlık” olarak nitelemesi ise, bana biraz Jandarma ve Emniyet Genel Müdürlüklerinin Kılıçdaroğlu’na yönelik tepkilerini hatırlattı. Şimdilerde o tepkilerin de İçişleri Bakanlığı bünyesinde “Müşavir – Danışman” troller tarafından organize edildiği iddialarına tanıklık ediyoruz.
Hani bir ilkemiz vardı: “Kışlaya ve camiye siyaset sokulmayacak”tı. Bu öncelikle orduyu ve camiyi yıpratırdı. Nasıl koruyabiliyor muyuz bu güzide kurumları siyasetin kıran kırana ortamından? Ve bunu kim kendi siyaset geleneğine enjekte ediyor?