*Doç. Dr. DİDEM YILMAZ
Hukukumuzda yasama organı, yürütme organı ve mahalli idareler seçim yoluyla/genel oyla belirleniyor. Her üç kurumun da görev süresi anayasada ‘beş yıl‘ olarak belirlenmiştir. Görev sürelerinin dolmasıyla yapılan seçimler ‘olağan dönem’ seçimleridir. Görev süreleri dolmadan yapılan seçimler ise ‘erken’ seçimdir.
Yasama seçimleri için zamanında yapılanlar (olağan dönem seçimleri) ve seçimlerin yenilenmesi kararı ardından yapılanlar (erken seçim) olarak temel iki seçim türü var. [1] 40 yılını dolduran 1982 Anayasası döneminde sadece 7 Haziran 2015 milletvekili seçimleri olağan yasama döneminin dolmasıyla yapıldı. [2] Diğer tüm milletvekili seçimleri (1983-1987-1991-1995-1999-2002-2007-2011-2018) erken seçimdi.
2017 sonrası referandumla kabul edilen anayasa değişikliğiyle yeniden düzenlenen 116’ncı maddeye göre yasama seçimlerinin yanında yürütme (cumhurbaşkanlığı) seçiminin de görev süresi dolmadan yenilenmesi, yani zamanından önce, erken yapılması söz konusu.
Şu durumda yürürlükteki hukuka göre yasama ve yürütme organları görev sürelerini doldurdukları zaman gidilen seçim olağan, dönem seçim görev süreleri dolmadan gidilen seçim ise hem yasama hem de yürütme bakımından erken seçim olacak.
Anayasada belirlenen görev süresi dolmadan seçimlerin zamanından önce yapılması, mahalli idareler için de söz konusu. Ancak görev süreleri anayasada beş yıl olarak belirlenmiş yerel idarelerin kendi seçimlerini yenileme yetkisi yok elbette. Bu yerel organların ‘seçim zamanının öne alınması‘, görev sürelerinin yasamadaki çoğunluklarca keyfi olarak değiştirilmemesini sağlamak amacıyla (idari özerkliklerine getirilmiş bir anayasal güvence olarak da değerlendirilebilecek şekilde) ancak anayasa değişikliğiyle mümkün. 1982 Anayasası döneminde bu yöndeki iki girişim de (1988 ve 2012) sonuçsuz kaldı.
2012’de mahalli idareler seçiminin öne alınması için kabul edilen anayasa değişikliğinin gerekçesi, yakın zamanda ortaya atılan ‘mevsim koşulları nedeniyle olağan seçim tarihinin güncellenmesi’nin mümkün olduğu iddiasına da bir yanıt niteliğinde. Şöyle ki: İster olağan ister erken olsun seçimlerin ne zaman yapılacağı anayasa ve yasalarda açık. Bu düzenlemeler arasında ‘mevsim koşulları’ gibi bir neden bu yok (Tam da bu sebeple 2012’de bir anayasa değişikliği yapılması gerekliliği doğduğu kanunun gerekçesinden açıkça anlaşılıyor). Bir an için ‘mevsim koşulları’nın yasama ya da yürütme seçimlerinin tarihinin değiştirilmesini mümkün kılan bir koşul olarak yasada öngörüldüğü varsayılsa dahi ‘mevsim koşulları‘na dayanılarak seçim tarihinin değiştirilmesi ancak oy verme günü öngörülmeyen doğa olaylarının ülkenin büyük bir bölümünde oy verme işlemlerini engelleyen bir mücbir sebep olarak ortaya çıkması haline özgü olabilir. Bu hallerde oylama işlemlerine nasıl ve ne zaman devam edilebileceğini belirleyecek yegâne anayasal organ Yüksek Seçim Kurulu (YSK). Ancak tekrar vurgulayayım ki bunun için yasa koyucunun böyle bir düzenleme yapması, ardından YSK’nın bu kurala uygun somut olay bazında değerlendirme yapması gerek.[3]
Olağan dönem seçimleri
Olağan dönemde seçimlerin ne zaman yapılacağı (25/4/2018 tarihli ve 7140 sayılı Kanunla değişik) 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun ‘Seçim dönemi, seçimin başlangıcı ve seçim günü’ başlıklı 6. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ve 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nda ‘Seçim dönemi, seçim döneminin başlangıcı ve seçimlerin tamamlanması’ başlıklı ve (25/4/2018 tarihli ve 7140 sayılı Kanunla değişik) 3. maddesinin 1. ve 3. fıkralarında yer alır.
| 2839 sayılı Milletvekili seçimi Kanunu Seçim dönemi, seçimin başlangıcı ve seçim günü (25/4/2018 tarihli ve 7140 sayılı Kanunla değişik) Madde 6: | 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Seçim dönemi, seçim döneminin başlangıcı ve seçimlerin tamamlanması (25/4/2018 tarihli ve 7140 sayılı Kanunla değişik) Madde 3: |
| (1)Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimleri beş yılda bir Cumhurbaşkanı seçimi ile birlikte aynı gün yapılır. (2)Bir önceki seçimin yapıldığı tarihten itibaren beş yılın dolmasından önceki son Pazar günü oy verilir. Oy verme gününden geriye doğru hesaplanacak altmış günlük sürenin ilk günü seçimin başlangıç tarihidir. | (1)Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır. (3) Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev sürelerinin dolmasından önceki son Pazar günü oy verme günüdür. Görev süresi, birlikte yapılan bir önceki seçim tarihi esas alınarak belirlenir. Oy verme gününden geriye doğru hesaplanacak altmış günlük sürenin ilk günü seçimin başlangıç tarihidir. |
Şu halde, hem yasama hem de yürütmenin beş senelik görev süresinin dolmasına 60 gün kala başlayan seçim olağan dönem seçimidir. Zaten bu sene yapılması planlanan seçimlere ilişkin 18 Haziran 2023 tarihi de bu hükümlere göre belirlenmiştir.
Erken seçim
Hem yasamanın hem de yürütmenin beş senelik görev süreleri dolmadan seçimlerinin yapılması Anayasa’nın 116’ncı maddesindeki kuralda yer alan kurallara göre alınacak seçimlerin yenilenmesi kararıyla mümkündür. Maddeye göre;
‘Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu halde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.
Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.
Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.
Seçimlerinin birlikte yenilenmesine karar verilen Meclisin ve Cumhurbaşkanının yetki ve görevleri, yeni Meclisin ve Cumhurbaşkanının göreve başlamasına kadar devam eder.’
Bu şekilde seçilen Meclis ve Cumhurbaşkanının görev süreleri de beş yıldır.
Görüldüğü üzere madde hem cumhurbaşkanına hem TBMM’ye seçimleri zamanından önce yenileme, yani süre dolmadan önce seçime gitme yetkisi tanıyor. Cumhurbaşkanının bu konuda vereceği kararı herhangi bir koşula ya da sebebe bağlı değil; buna karşılık TBMM için özel bir karar çoğunluğu (beşte üç) söz konusu.
Bu hallerde (TBMM’nin ya da cumhurbaşkanının alacağı karar sonrasında) seçimlerin ne zaman yapılacağına ilişkin gene hem 2839 Sayılı Kanun’da hem de 6271 Sayılı Kanun’da düzenlemeler var.
| 2839 sayılı Milletvekili seçimi Kanunu Seçimin yenilenmesi Madde 8: | 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Seçim dönemi, seçim döneminin başlangıcı ve seçimlerin tamamlanması (25/4/2018 tarihli ve 7140 sayılı Kanunla değişik) Madde 3: |
| (1) Seçim dönemi bitmeden önce, seçimin yenilenmesine Türkiye Büyük Millet Meclisi veya Cumhurbaşkanınca karar verilmesi halinde, durum Bakanlar Kurulu tarafından kırksekiz saat içinde ilan olunur. (2) (Değişik fıkra: 10/9/1987-3403/4 md.) Yenileme kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından verilmişse Meclis, seçimin yapılacağı tarihi de belirler. Yenileme kararının Cumhurbaşkanınca verilmesi halinde, bu kararın verildiği günden sonra gelen doksanıncı günü takip eden ilk Pazar günü oy verilir. | (4) Seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde bu karar kırksekiz saat içinde Resmî Gazete’de yayımlanarak ilân olunur. Bu kararın verildiği günden sonra gelen altmışıncı günü takip eden ilk Pazar günü Cumhurbaşkanı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi birlikte yapılır. |
Öncelikle her iki düzenleye bakıldığında seçimlerin yenilenmesi halinde iki farklı seçim süresi yürürlükte. Tartışılan husus 6271 Sayılı Kanun’un 3/4 hükmünün, 2839Ssayılı Kanun’un 8/2 hükmünü kaldırıp kaldırmadığı. Kaldırdığını (zımnen ilga ettiğini) ileri süren görüş, gerekçe olarak, 2017’de hükümet sisteminin değişmesini ve 6271 Sayılı Kanun’daki düzenlemenin de 2018’de yapılmasını gösteriyor. Bunun sonucu olarak da her iki halde de geçerli sürenin, 6271Ssayılı Kanun hükmünün sonraki kanun kuralı olmasına dayanılarak 60 gün olduğu öne sürülüyor.
Bu yasa hükümlerinin bu sonuca ulaşacak şekilde okunması mümkün değil. Öncelikle eğer yasa koyucu her iki seçimin yenilenmesi halinde seçim sürelerini 60 gün olarak belirlemek isteseydi hem 2839 hem de 6271 sayılı kanunlarda 2018’de değişiklikler yaparken 90 günlük süreyi düzenleyen hükmü açık olarak yürürlükten kaldırması/ilga etmesi gerekirdi.
Gerçekten 2018’de sadece 6271 Sayılı Kanun’da değil 2839 Sayılı Kanun’da da değişiklik yapıldı. Ancak yasa koyucu 2839 Sayılı Kanun’daki 6. madde hükmünde değişiklik yaparken 8. madde düzenlemesine dokunmadı, bu konuda bir düzenlemeyi 6271 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu’nda yaptı. Bu da aslında anlamlı. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu’na böyle bir düzenleme eklenmeseydi (Elbette bu düzenlemenin 2839’da yapılması yasa yapım usulüne daha uygun olurdu) TBMM, Anayasa’nın 116’ncı maddesinin verdiği yetkiyi kullanarak seçimlerin yenilenmesine (beş yıllık süre dolmadan erken yapılmasına) karar verebilecek ve seçim gününü de kendi istediği gün için belirleyebilecekti.
Örneğin, TBMM beşte üç çoğunlukla seçime gitme kararı alabilir ve seçim gününü de 30 gün sonrasına belirleyebilirdi. TBMM seçimlerinin cumhurbaşkanı seçimiyle birlikte yapılacağı düşünüldüğünde cumhurbaşkanlığı seçiminin de 30 gün sonra yapılması zorunlu olacaktı.
6271 Sayılı Kanun’un 3. maddesinin 4. fıkrasına getirilen düzenleme TBMM’nin seçim günün belirleme yetkisini kurala bağlıyor. TBMM’nin kendi seçimini yenilerken cumhurbaşkanlığı seçiminin hem baskın seçim kararıyla yapılmasının önüne geçiyor hem de çok geç bir tarih belirleyerek CB seçimlerinin de yapılmasını iyice öteleme keyfiliğine gitmesini önlüyor. Yoksa 2839 Sayılı Kanun’da yer alan cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesi kararı vermesi halinde seçimlerin, kararın alınmasından sonraki 90’ıncı günü takip eden pazar günü yapılmasına ilişkin ‘özel hükmü’ kaldırmıyor. Ayrıca dikkat edilirse 6271 Sayılı Kanun’un hiçbir yerinde seçim kararının kim tarafından alındığı da belirtilmiyor. Oysa 2839 Sayılı Kanun hükmü seçim kararının TBMM ve cumhurbaşkanı tarafından alınması hallerini ayrı ayrı düzenliyor.
Öte yandan her iki yasadaki hükümlerin Anayasa’nın yürürlükteki 116’ncı maddesinin nasıl uygulanacağını gösteren kurallar olduğu da ortada. 2017 öncesi Anayasa’nın 77/2 düzenlemesine göre TBMM veya 11’ncı maddeye göre cumhurbaşkanı tarafından seçimlerin yenilenmesi kararı verebiliyordu. 2017 sonrası da gene hem TBMM hem de cumhurbaşkanı ayrı ayrı kararlarla seçimlerin yenilenmesi kararı verebiliyor. Dolayısıyla buradaki konu hükümet sistemiyle ilgili değil, Anayasa’nın yasama ve yürütme organlarına ayrı ayrı tanıdığı seçimleri yenileme kararı verme yetkisi sonrası seçimlerin hangi sürelerde tamamlanacağına ilişkin.
Sonuç olarak,
Anayasanın 116’ncı maddesi cumhurbaşkanı ve TBMM’ye ayrı ayrı seçimleri yenileme kararı verdiğine göre ilgili yasa hükümleri okunduğunda buna uygun olarak seçim sürelerinin farklılaştığı görülüyor. TBMM seçime gidilmesine karar verdiğinde 6271 Sayılı Kanun hükmüne göre seçim süresi 60 gün, cumhurbaşkanı karar verdiğinde seçim süresi 2839 Sayılı Kanun hükmüne göre 90 gün.
Bu açıklamaların ardından seçim sürelerinin farklı olmasının anayasal gerekçeleri de şu şekilde açıklığa kavuşuyor: Beş yıllık sürenin dolmasından önce TBMM’nin anayasa değişikliği için gereken çoğunluğa ulaşan bir kararla seçimlerin yenilenmesine karar vermesi, bu yöndeki siyasal gerekliliğin (TBMM’deki partiler arasında ya da TBMM ile cumhurbaşkanı arasında, hatta cumhurbaşkanı ile onu destekleyen ittifakın/partinin anlaşmazlığa düşmesi nedeniyle halkın hakemliğine gidilerek çözülmesi gereken önemli bir siyasal kriz başlangıcının) varlığına işaret ediyor. Bu itibarla 60 günlük sürenin belirlenmesi seçimlerin oldu bittiye getirilmesi ya da çok sürüncemede bırakılmasına izin vermiyor ve siyasal sorunların ölçülü bir sürede hem yasama hem de yürütme seçimlerinin tamamlanmasıyla çözülebilmesini sağlıyor.
Cumhurbaşkanını karar alması halinde seçim takviminin 90 güne çıkması ise cumhurbaşkanını bu kararı gerekçesiz biçimde kullanmasından kaynaklanan bir zorunluluğa karşı milletvekilleri ve olası cumhurbaşkanı adaylarının seçilme haklarını demokratik biçimde kullanabilmesini sağlıyor. Örneğin 2. dönemindeki ve TBMM karar almadığı sürece tekrar aday da olamayacak cumhurbaşkanının ani ve keyfi bir kararla yasama organı seçimlerini yenileyip herhangi bir seçim hazırlığı bulunmayan siyasi partilerin, milletvekili ve cumhurbaşkanı adaylarının ve seçmenin ihtiyaç duyacağı süreyi sağlıyor. Bu, “Benden sonra tufan” diyen bir cumhurbaşkanına karşı önlem olarak da görülebilir.
[1] Buna sadece bir il ya da seçim çevresinin temsilcisiz kalması halinde yapılan ara seçimler eklenebilir ancak bu seçim ülke genelinde yapılmadığından burada ele alınmasına gerek bulunmuyor.
[2] Ancak bu seçimlerden sonra 45 gün içinde hükümet kurulamadığından Anayasanın 116. maddesinin o zamanki düzenlemesinde yer alan kurala dayanılarak Cumhurbaşkanı tarafından alınan ve 24 Ağustos 2015 günlü Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan kararla seçimlerin yenilenmesine karar verilmiştir. Bu karar, 2017 öncesi 116. maddenin ilk ve son uygulamasıdır. Hükümet kurma görevinin 45 gün boyunca tek bir siyasi parti genel başkanına verilmesi şeklinde ortaya çıkan bu uygulama da birçok yönden eleştiriye açıktır.
[3] Bu itibarla “seçim tarihinin güncellenmesi”nin tanımı ancak yasama organına aittir. Bu yöndeki bireysel tanımlar belki kıymetli olabilir ancak hukuksal ve kamusal değerden yoksundur.
*Anayasa hukukçusu