Öte yandan nerede ve hangi şartlar altında olursa olsun, ekonomide bir çıkmaz varsa, değişim kaçınılmaz olur. Demokrasilerde bu değişim ihtiyacı kendi dinamiğini yaratmak zorundadır. Totaliter rejimlerde ise değişim yalnızca diktatörün sonu ile gerçekleşir. Zira diktatörler farklı politikaları kendileri için prestij kaybı olarak görürler. Narsizm, körlüğü ve güç zehirlenmesi değişimi göremez ve kabul etmez.
2023 seçimlerine giderken, Türkiye siyasi ve ekonomik anlamda kritik eşiktedir. 2003 yılından beri her alanda var olan günübirlik ve popülist politikaların değişmesi gerekiyor. Aksi halde kriz derinleşecek ve maliyeti artacaktır.
Bir zamanlar gelişmiş ülke olarak kabul edilen Arjantin’de olduğu gibi Türkiye, birikmiş kaynaklarını kaybedecek ve geri gidecektir. Aslında 2003 yılından 2022 yılı sonuna kadar geçen 20 yılda, Türkiye 670 milyar dolar cari açık vermiştir. Cari açık doğrudan kaynak ve servet kaybı demektir.
Türkiye bugün yaşadığı demokratik, hukuki, siyasi ve ekonomik sorunlardan kurtulmak zorundadır. Bu da değişimle olur ve eğer bir toplumda değişim şart olmuşsa, bunu kimse engelleyemez.