Çok sayıda örnek var ama ben en son yaşananı söylemek istiyorum. Parlamento artık yok hükmündedir.
2016 Anayasa Referandumu ile yetkiler tek kişinin elinde toplandı, 600 kişilik parlamentoya ise “yok” muamelesi yapılıyor. Açıkçası 600 kişi hiçbir iş yapmadan, daha doğrusu hiçbir işe yaramadan on binlerce lira maaş alıyor. Meclis hiç olmasa Türkiye’nin yönetiminde hiçbir şey değişmeyecektir.
Çünkü kararlar sadece bir kişi tarafından alınıyor, yanındaki 400 kişi bu kararların uygulanması için harekete geçiyor, milletin geri kalanı da alınan bu kararlar yönünde yaşamaya çalışıyor.
Bu bir kişiye tek bir kişi bile itiraz edemiyor, sesini çıkaramıyor, eleştiride bulunamıyor, öneri getiremiyor.
O “olsun” diyor, diğerleri “olmasını” sağlıyor. Bunun böyle olacağını referandum öncesi aylarca anlattık, dilimizde tüy bitti; demokrasinin, hukuku, insan haklarının artık olmayacağını söyledik. Halkın yarıdan fazlası anlamıştı gerçeği ve bu koşullara bir referanduma gidildi, hayır çıkma ihtimali belirince bilinmedik bir yerden emir geldi, mühürsüz oyların da geçerli olmasına karar verildi. Yüksek Seçim Kurulu bu kararı sanki kendi almış gibi davrandı, oysa tam bir Anayasa ihlaliydi bu ama kimseyi dinlemediler.
O sırada henüz tek adam olmamış olan Erdoğan da “Atı alan Üsküdar’ı geçti” dedi.
Pek bir alkış aldı bu sözler. Ardından bu “hile hurda” ile kabul edilen yeni anayasa maddeleri gereği seçim yapıldı ve tek adam seçildi. Parlamentonun işlevi de ortadan kalktı iyice. Geçen 4 yıl içinde ne o tek adam ne de onun adamları parlamentoyu hiç takmadı.