CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘sansür yasası’ Meclis’te oylanırken ABD’ye gitmesini eleştirenlere yanıt verdi: “Ya her zamanki gibi Meclis’e gidip mücadele edecektik ancak saray elindeki sayısal çoğunlukla yasayı geçirecekti. Ya da gençlerin, yeni bir Türkiye’nin mümkün olduğunu görmelerini sağlayacaktım. Ben bu yolu seçtim.”

AKP ve MHP’nin hazırladığı ‘dezenformasyonla mücadele yasası’ adı verilen, gazetecilik meslek örgütlerinin ‘sansür yasası’ olarak adlandırdığı kanun 14 Ekim’de kabul edilmiş, Resmi Gazete’de yayımlanarak bugün yürürlüğe girmişti.
‘Ben bu yolu seçtim‘
Kılıçdaroğlu yasa görüşülmeye başladıktan beş gün sonra ziyaret programı kapsamında ABD’ye gitmiş, 14 Ekim’de Türkiye’ye dönmüştü.
CHP lideri, yasanın oylandığı sırada ABD’ye gitmesini eleştirenlere Twitter hesabından şöyle yanıt verdi:
“ABD’nin önemli bilim merkezlerini kapsayan bir vizyon programını yeni tamamladım. Bu ziyaretleri eleştirenler var, ‘Sansür yasası oylanırken neden gittiniz’ diyenler var. Eleştiriler ve eleştirenler her zaman başımın üstünde oldu. Ama bu oylamalar öncesinde düşündüm taşındım…
Ya her zamanki gibi Meclis’e gidip mücadele edecektik ancak saray elindeki sayısal çoğunlukla yasayı geçirecekti. Yani gençlere yeni bir şey söylemeden bu süreç tamamlanacaktı. Ya da gençlerin, yeni bir Türkiye’nin mümkün olduğunu görmelerini sağlayacaktım. Ben bu yolu seçtim.
‘Atatürk sonrası birinci ve ikinci yüzyılın iki farklı Türkiye’sini konuşmaya başlamamız lazım‘
Bu topraklarda bugün, Atatürk sonrası birinci ve ikinci yüzyılın iki farklı Türkiye’sini konuşmaya başlamamız lazım. Çünkü bu iki tablo arasında seçim yapacağımız çok kritik bir eşikteyiz. İlkinde sansür, yasaklar, zorbalıklar var. İkincisinde ise ümit, bilim, gelecek var.
İlkinde sansür, yasaklar, zorbalıklar var. İkincisinde ise ümit var, bilim var, gelecek var. İlkinde Silivri var, hapis var. İkincisinde özgürlükler var, müzik var, kültür var, sanat var.
İlkinde 5’li çeteler, varlıkçılar, ihaleciler, dolandırıcılar, pudracılar, aile gökdelenleri var. İkincisinde dinamik, teknolojik yeni bir Türkiye var.
İlkinde fıtratla kandırıp 1000 araçlık konvoylarla, koruma ordularıyla Saray’a dönmek var. İkincisinde akıl var, bilim var, tedbir var, cana kıymet vermek var.
‘Kasım ayını bekleyin. Bay Kemal’i bekleyin…‘
Birincisinin sonuna geldik, ikincisi doğuyor. Ben ülkemizi bu çukurdan çıkartacak kendi bilim insanlarımızla büyük koalisyonumuzu gençlere göstermek istedim. Bu bilim insanları, girişimciler, insan hakları aktivistleri, yatırımcılar Türkiye’yi darboğazdan çekip almaya hazırlar.
Yine tekrar ediyorum. Kasım ayını bekleyin. Bay Kemal’i bekleyin…”