Bundan tam beş yıl önce ABD’li oyuncu Alyssa Milano’nun attığı tweet, nasıl bütün dünyayı bir kadın hareketine dönüştü? İlk #Metoo etiketli paylaşımdan bugüne neler değişti?

Alyssa Milano’nun, 15 Ekim 2017 günü paylaştığı tweet’te aynen şunlar yazıyordu: “Ben de. Bir arkadaş önerisi: Cinsel tacize veya saldırıya uğrayan tüm kadınlar statülerine ‘ben de’ yazsalarsa, insanlara sorunun büyüklüğü hakkında bir fikir verebiliriz.”
BBC, MeToo hareketinin 5’inci yılında bu kısacık paylaşımın nasıl küresel bir hesaplaşmaya dönüştüğü özetledi.
Haberde ‘MeToo sözünü ilk kez 2006 yılında aktivist Tarana Burke’nin kadına şiddet ve taciz konusunda farkındalık yaratmak için kullandığı, bundan 11 yıl sonra oyuncu Alyssa Milano’nun attığı tweet’le bir sosyal platformda kendine yer bulduğu’ belirtiliyor.

Oyuncu, kadınları yaşadıkları cinsel taciz ve saldırılar hakkında konuşmaya çağırdı. Kendisi aynı zamanda Hollywood’un en önemli isimlerinden Harvey Weinstein’ı cinsel saldırı ve tacizle itham eden ilk kadınlardan biri oldu.
Tweet’in atıldığı ilk gün olan 15 Ekim’de, ‘Me too‘ sözcükleri sosyal medyada 200 binden fazla kez kullanıldı. Ertesi gün 500 binden fazla kez tweet’lendi.
#MeToo, 85’ten fazla ülkede farklı dillere çevirilerek Twitter’da gündem olan etiket haline geldi.
Hareket ABD’de başladı ancak küresel bir etki yarattı.

#İlkTacizim
Feminist kolektif Think Olga’nın kurucusu Juliana de Faria 2015’te #MeuPrimeiroAssedio ya da #MyFirstHarrassment (#İlkTacizim) etiketini ortaya attı.
Günler içinde Brezilya’daki kadınların cinsel taciz deneyimlerini paylaştıklarını binlerce tweet atıldı. Bu akım Latin Amerika’da İspanyolca #MiPrimerAcoso etiketiyle yayıldı.
Geçtiğimiz yıllarda Çin, Hindistan, İngiltere gibi ülkelerde de sosyal tartışmalar başlatacak şekilde tüm dünyada bunun pek çok örneği yaşandı.
Şu günlerde Hindistan’da cinsel tacizle itham edilen Bollywood yönetmeni Sajid Khan’ın, katıldığı Bigg Boss programından çıkarılması için çığ gibi büyüyen bir kampanya var.
Türkiye’de kadına şiddete karşı mücadeleye eklemlendi
BBC’nin derlemesinde hareketin Türkiye’ye yansımalarından da bahsediliyor.
“#MeToo kampanyasının en yoğun döneminde Türkiye’de de çok sayıda kişi sosyal medya üzerinden başından geçenleri anlattı.
Fakat ondan önce de ulusal çapta kadına şiddetle mücadele davaları ve kampanyaları devam ediyordu.
2015’te 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın Tarsus’ta tecavüz girişiminin ardından vahşice öldürülmesi, Türkiye’de şiddetli bir tepkiyi beraberinde getirmişti.
O dönemde aralarında Türkiye’nin en ünlü isimlerinin de olduğu çok sayıda kadın başlarından geçenleri #SenDeAnlat etiketiyle sosyal medyada anlattı.
Yıllar içinde kadına karşı şiddetle mücadele platformları arttı, mücadele güçlendi.
2020’de Muğla’da öldürülen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in ardından Türkiye’de kadın hareketi tekrar ateşlendi.”

Sırada ne var?
Stathclyde Üniversitesi’nden feminist medya çalışmaları öğretim üyesi ve toplumsal cinsiyet çalışmaları direktörü Prof. Karen Boyle ‘etiketin cinsel taciz ve saldırı konusunda kamuoyunda önemli bir etkisi olduğunu, binlerce insanın, özellikle kadınların yaşadıkları, duydukları ve inandıkları hakkında açıkça konuşabilmelerini sağladığını’ söylüyor.
Ayrıca kadınlara yönelik tavırla ilgili küresel ‘hesaplaşmanın’ yanı sıra, bazı temel sosyal sorunları da ortaya çıkardığını ekliyor: “Ne yazık ki, neredeyse en başından beri, hem insanlara hem de genel olarak konuşulanlara karşı bir tepki vardı. Herkesin söylediği duyulmadı ve herkese inanılmadı.”
Boyle, ‘hareketin yalnızca kişilerin davranışlarına değil, aynı zamanda belirli endüstrilerin ve bir bütün olarak toplumun değerlerine de ışık tuttuğunu’ düşünüyor.
Bir sonraki adım ne?
Yine de daha yapılacak çok şey olduğunu söylüyor Boyle: “Dünyada cinsel taciz ve saldırı olmadığında bileceğiz ki son noktaya geldik. Şu an bundan çok uzağız.“
Yazının tamamını BBC’den okuyabilirsiniz.