İtiraflar, suçlamalar, ifşalar, karşı ifşalar, yalanlar havada uçuşuyor. Kim şerefsiz, kim hain, kim katil, kim tacizci… bunlardan çok olduğu anlaşılıyor. Ne doğru ne yanlış, at izi it izini, iktidardakilerin izi birbirinin izine karışmış bulunuyor.
Evrimci açıdan bakılırsa her dengesizlik yeni bir denge arayışını tetikleyen olumlu bir gerilimi, yumuşak bir değişim dönüşümü, canlılığı, hayatın dinamizmini işaret eder ama evrimciler büyük kırılmaların neden ve nasıl olduğu konusunda açık bir görüşe sahip bulunmamaktadır.
Hız kendi başına arkasındaki bir güce veya önündeki bir boşluğa doğruysa hızı oranında da ayrıca bir etkiye sahip bulunuyor. Yani hareketlenmenin çok çok artması ve aynı zamanda nitelik olarak “olumsuz” olması yıkımın çok artacağını, altında kalanın ezileceğini, toparlanmanın da daha zor olacağını işaret etmektedir.
Sorun şu ki işin ve hareketin doğrusuna ancak akılla, bilimle, bilgiyle, sağduyuyla biraz yaklaşabiliriz.
Yalanlarla, sahtekarlarla, parayla pulla, kapitalizmle peynir gemisi yürümüyor. Safsata gelecek vadetmiyor.