Bugün kaybettiğimiz efsaneleşmiş değerlerin çoğu, hayatlarının çok büyük kısmını internetsiz ve sosyal medyasız dönemde geçirdiler. Onların geçmişi hakkında bildiklerimizin çoğu ulaşabilen basın arşivlerinden geliyor. Oysa bugünün ünlüleri kendi hayatlarının çetelesini sosyal medya hesaplarında kendileri tutuyorlar. Bugün zamanın ruhuna uygun yaptıkları yorum, belki 10 yıl sonra “yazıklar olsun” denilecek bir şey olabilir. Öyle bir ortamda bu sonsuz tutarlılık beklentimizin başımıza nasıl işler açacağını tahmin edebiliyor musunuz? Bugün daha 18 yıllık sosyal medya tarihinde bile 3-5 yıl önceki tweetler, paylaşımlar insanların başına iş açabiliyor ve hatta tutuklanmaya kadar götürebiliyor. Bu hepimiz için geçerli. Çünkü kendimizi fişliyoruz. Aslında bu bile başlı başına bir örnek olabilir. Çünkü şu an sosyal medyada kendi kendimizi yaptığımız şeyi, 30 yıl ve daha öncesinde biri bizim hakkımızda yapıp bir yerde saklasaydı buna “fişleme” denirdi ve bu çok büyük bir tepki sebebiydi. Oysa internet ve sosyal medyanın paylaşıma davet eden doğası bunu o kadar normalleştirdi ki durmaksızın paylaşıyor ve hatta çok beğeni alıp çok kişi tarafından görülürse seviniyoruz. Öyle şeyler olur belki bundan 30 yıl sonra bu çok tuhaf bulunur, kim bilir? Bizden sonraki nesiller “atalarımız ne kadar kerizmiş, her şeyi paylaşmışlar, bütün verilerini isteyen sözleşmeleri okumadan imzalamışlar” diyebilecek bir noktaya bile gelebilir.