Dolar niye mi yükseliyor? TL niye mi batıyor? Yabancılar Türkiye'yi sattı da ondan!

 


mertMERT YILDIZ

mertyldz@gmail.com / Twitter: @my2048

Dolar gene coştu. Bu kura sene sonu gelince bir şeyler oluyor hakikaten. ‘Christmas‘ heyecanı mıdır, Noel Baba beklentisi mi bilemem ama yine yılın son günlerinde bizi meşgul tutacak bu çocuk.

Bilal’in anlayacağı dilden dolar-TL…

TL’ye ne olduğunu açıklamak için başlangıçta ‘Fed’in (ABD Merkez Bankası) faiz kararları‘ gibi çoğumuz için esrarengiz bir anlam taşıyan kurgulardan uzak durmalıyız. Demiyorum ki paranın icadından başlayalım ama bildiğimiz veya bildiğimizi düşündüğümüz bazı basit olguları tekrarlamız gerekecek.

Kur rejimi

Dünyada üç tür kur rejimi var. Sabit, dalgalı, yönetilen (sabit bir aralıkta dalgalanan kur).

Sabit belli. Kurunuzu alıyorsunuz bir başka değere sabitliyorsunuz. Örneğin bir Suudi Riyali 3.75 dolara sabitlenmiştir.

Petrol zengini olmayan bazı ülkelerde de vardır bu kur rejimi (Lübnan, Ürdün, Burkina Faso, Çad, Bulgaristan, Danimarka vb).

Aslında biz de 2001 krizine kadar bu ülkeler arasındaydık. Sonra baktık beceremiyoruz, bıraktık bu sabit kur sevdasını. Saldık kurun ucunu, dalganlandırdık Türk Lirası’nı.

Dalgalı kur rejimi

Dalgalı kur rejiminde bir piyasa mekanizması oluşur. Türk Lirası’nı alanlar ve satanlar bir piyasada buluşur ki bu piyasa artık elektronik, orada aralarında tartışıp mutabakata varırlar.

Sizin dolar-TL bugün 2.36 diye gördüğünüz şey aslında hayali bir rakamdır. En son geçen işleme bakılır. Alıcı 2.3585 istemiştir, satıcı ise 2.3615 olmazsa vermem demiştir. İki fiyatın orta noktası ise bizim dolar-TL diye bildiğimiz şeydir. Likit bir piyasada alış ve satış fiyatları birbirine çok yakındır.

Her alıcı için bir satıcı ve her satıcı için bir alıcı şarttır. Yani televizyon programlarında duyduğunuz “TL bu sabaha satışlı başladı” gibi sözler aslında çok saçmadır, çünkü o satışlar bir alıcıya yapılmıştır. Ama alıcı belki düne göre daha uygunsuz koşullardan almıştır. Dün 1 dolara 2.34 TL verirken bugün dolar istiyorsa 2.36 vermesi gerekmiştir.

Bu alış satışı kim mi yapar? Bankalar ve aracı kurumlar. Günde milyarlarca dolar değerinde yüzbinlerce işlem geçer. İşleminiz ne kadar büyükse piyasanın yönünü o kadar siz belirlersiniz.

Bizim borumuz ötmez

Ülkemizdeki kur piyasasında bizim borumuz pek ötmez. TL’nin yönünü hep yabancılar belirler, biz onları ekranlarımızın başından takip ederiz.

Bunu en net çalışma saatlerinden gözlemlersiniz. Londra’da ‘trader’lar masalarının başına geçince piyasaya bir canlılık gelir, kapatıp gittiklerinde piyasa ölür.

En eğlencelisi de ‘Christmas‘ zamanıdır. Londra, New York tatilde olduğu için biz bize kalmışızdır. Patron tatile çıkmış gibi yan gelir yatar piyasalar. Pek işlem geçmez. Yani sonuç itibarıyla TL’nin değeri Türkiye’de değil, Londra’da belirlenir.

Büyüme için para lazım

Bu böyledir, çünkü Türkiye’nin yüksek dış borçlanma ihtiyacı var. Ülkemizde büyüme yaratmak için para lazım. Kendi paramız da yok. Dışardan geliyor para. Bu yüzden de dışarda belirleniyor TL’nin değeri.

İşte burada Fed’in kararlarının bizim için neden bu derece önemli olduğunu görebiliriz. Bize para getiren bu fonlar veya bankalar dolaylı olarak Fed’in yüzde sıfıra yakın faizinden borçlanıyor.

Yani, adamın Türkiye’ye yatırım yapmasının maliyeti yüzde sıfıra yakın. Ama yarın öbür gün Fed faizleri artırırsa maliyeti artık yüzde sıfır olmayacak. Bu yüzden belki Türkiye’deki yatırım mantıklı olmayacak. “Fed faizi artıracaksa ben kaçarım arkadaş, gider kendi ülkemde yatırım yaparım” diyor yatırımcı.

TL değer kaybediyor çünkü…

Bu aralar TL değer kaybediyor çünkü yabancılar yine Türkiye’ye daha fazla para vermeme veya Türkiye’den çıkma kararı aldı. Çünkü yabancı dediğimiz bu gelişmiş ülke fonları gelişmekte olan ülkelerde sömürülecek çok da bir şey kalmadığını fark etti.

ABD’de büyüme artıyor, işsizlik düşüyor, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise büyüme düşüyor. “Satalım bu gelişmekte olan ülkeleri” dedi yabancılar. Eh biz de o gruptayız malum. Güme gittik. Ama işte züğürt tesellisi değil mi, yalnız değiliz… Güney Afrika da, Brezilya da hatta Çin de bizimle aynı kümede.

Çünkü Soğuk Savaş’ın ikinci perdesinde bize de yer varmış. ABD’nin Rusya’yı bitirmek istemesiyle petrol fiyatlarında ciddi düşüşe sebep olması Rusya’nın para birimi rublenin üç ayda yüzde 60 değer kaybetmesine sebep oldu. Rubledeki değer kaybı yatırımcıların risk iştahının düşürünce bizim gibi ülkelerden de para çıkışları oldu.

Çünkü Aralık ayında hükümet boş durmadı ve tüm bu olayların ortasında bir de ‘paralel yapı‘ya karşı saldırıya geçti. Siyasi riski artırdı.

Sonunda gene yabancı sattı biz baktık, dolar 2.36’lara fırladı.

Buradan nereye gider?

Bu sorunun cevabı o kadar basit ki…

Cumhuriyet’in kuruluşundan beri Türkiye’nin başına gelen her ekonomik krizin (1929, 1947, 1958, 1970, 1978, 1980, 1994, 2001, 2009) sebebi dışa bağımlılık olmuştur. O gün bu gün kendi sermaye tabanımızı oluşturamadık ve dışardan gelen paraya muhtacız.

Reform olmadığı sürece böyle bir ülkenin kuru sizce nereye gider?

Londra’da ve New York’ta bu sorunun cevabı gayet iyi bilinir. Tarih tekerrürden ibaretse, tarih ne diyor bilelim diye 1924’ten bu yana TL’nin ABD dolarına karşı değerini aşağıya koyuyorum… Belki bu tarih bizim de öğrenmemizi sağlar.

Görsel 1: 1 ABD Doları’nın TL cinsinden karşılığı (1924 – 1979)

mert yildiz 1

Görsel 2: 1 ABD Doları’nın TL cinsinden karşılığı (1980 – 1990)

mert yildiz 2

Görsel 3: 1 ABD Doları’nın TL cinsinden karşılığı (1991 – 2013)

mert yildiz 3

Görsel 4: 1 ABD Doları’nın TL cinsinden karşılığı (1924 – 2013)

mert yildiz 4

Not: 2005 yılında paradan altı sıfır atmamız, zamanın Merkez Bankası’nın büyük başarısıydı. Fakat altı sıfır atınca paramız altı kat değerlenmedi. Bu yüzden ve sürekliliği sağlamak için yukarıdaki grafik altı sıfır varmış gibi hesaplanmıştır. TL’nin anlamlı değer kazandığı tek dönem 2003-2007 dönemi iktisatçılar arasında makro reform dönemi olarak bilinir.

Dipnot: Vadeli işlem borsasında alıcı olmadan satabilirsiniz veya satıcı olmadan alabilirsiniz. Bu bir finansal ilüzyondur aslında. Günün sonunda bu işlem için bile bir alıcı ve satıcı gereklidir. Sadece sizin alıcı veya satıcınız gelecekteki bir tarihte yaşamaktadır.